Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı gibi en üst düzey milli güvenlik ve egemenlik hakkını ilgilendiren bir konunun, kontrolsüz derneklerin ve şahısların inisiyatifine bırakıldığı iddiası infial yarattı.
2020 Eylül ayında İstiklal TV’de yayınlanan interaktif bir programda, Doğu Türkistan Maarif Derneği Genel Sekreteri Abdulehad Abdurrahman’ın sarf ettiği itiraf niteliğindeki sözler, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün nasıl bir güvenlik zaafiyeti yarattığını gözler önüne serdi.
"Tabii Ki Önce Kendi Adamlarım" İtirafı!
Programda, Türkiye’de yaşayan Uygur kökenli kişilerin vatandaşlık ve ikamet işlemlerinde Doğu Türkistan Maarif Derneği’ne adeta bir "onay makamı" veya "aracı yetki" verildiği iddialarına değinen Abdurrahman, skandalı şu sözlerle itiraf etti:
”Yani sen bunu kendi çevrendekiler için yapıyorsun diyorlar. Tabii ki öncelik kendi adamlarımın. Senin adamın mı olacaktı? Tanımadığım insanlara mı yapacaktım bu yardımı? Bana destek veren, yanımda olan insanlar varken... Önce kendi aileminkini hallederim, sonra başkalarına bakarım.”
Spikerin durumu toparlama çabasına rağmen kayırmacılığı açıkça savunan ve kutsal değerleri bu hukuksuzluğa alet eden Abdurrahman’ın bu sözleri, Türkiye’de yasal yollarla ikamet etmeye çalışan temiz kalpli Uygur Türkleri arasında da büyük bir nefret ve tepkiyle karşılandı. Uygur diasporası, cemaatleşen ve rüşvet çarkı kurduğu öne sürülen bu tür aracı derneklerin eline bırakılmaktan derin rahatsızlık duyduklarını belirterek isyan etti.
Devlet Kurumu Nasıl Böyle Bir Güvenlik Zaafiyeti Yaratır?
Buradan İçişleri Bakanlığı’na ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne açıkça soruyoruz:
Devletin asli görevi olan egemenlik, güvenlik ve vatandaşlık inceleme yetkisi, hangi hukuki dayanakla bir derneğin tekeline bırakılmıştır? Bürokrasi, ne zamandan beri sivil toplum kuruluşu adı altındaki yapıların "kendi adam kayırma" mekanizmasına paravan olmaktadır?
Vatandaşlık gibi terör sızmalarına, ajanlık faaliyetlerine ve her türlü suistimale açık hassas bir konuda, devletin kendi istihbarat ve güvenlik mekanizmalarını bypass ederek bir dernek sekreterinin "tanıdık-akraba" listelerine göre hareket etmesi kabul edilemez bir yönetim zafiyetidir. Bu durum sadece liyakati ve adaleti öldürmekle kalmaz; Türkiye Cumhuriyeti'nin sınır güvenliğini ve demografik yapısını da doğrudan tehdit eder.
TBMM Derhal Harekete Geçmeli, Araştırma Komisyonu Kurulmalıdır!
Bu skandal, üç beş kişinin sosyal medya tartışması olarak geçiştirilemeyecek kadar büyüktür ve ucu devlet bürokrasisine uzanmaktadır.
İvedi bir şekilde TBMM'de bu konuyu araştırmak üzere bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.Devlet ciddiyeti, vatandaşlık hakkını "kendi abisine, kardeşine yayan" dernek sekreterlerinin insafına terk edilemez! Kamuoyu bu rezaletin sorumlularından hesap sorulmasını ve adaletin ivedilikle tecelli etmesini beklemektedir.
SOSYAL MEDYA SİLİNTİLERİ VE ESKİ BAĞLANTILAR: MİT VE SİBER DAİRE TÜM ARŞİVİ GERİYE DÖNÜK İNCELEMELİDİR
Vatandaşlık ve ikamet süreçlerinde adları "torpil, adam kayırma ve rüşvet" iddialarıyla anılan bir yapının, sadece bugünkü faaliyetleri değil, geçmişe dönük tüm dijital ayak izleri de milli güvenlik açısından tam bir karantinaya alınmak zorundadır.Bu tür hassas bürokratik mekanizmalara sızabilen veya bu mekanizmaları bypass edebilen yapıların arkasındaki zihniyetin kodları, ancak geçmişteki dijital hafızanın deşilmesiyle ortaya çıkarılabilir.
MİT ve Siber Suçlar Tüm Geçmişi Mercek Altına Almalıdır
Söz konusu STK bünyesinde kritik görevler almış, referans mektuplarına imza atmış veya bürokrasiyle ilişki kurmuş her bir şahsın dijital haritası çıkarılmalıdır:
2015 Öncesi ve Sonrası Tüm Paylaşımlar: Facebook, Twitter (X), YouTube ve diğer mecralardaki paylaşımlar, özellikle 2015 yılı öncesinden başlayarak günümüze kadar tek tek taranmalıdır. Bu kişilerin geçmişte hangi odaklara selam durduğu, kimlerin ideolojik veya siyasi değirmenine su taşıdığı netleştirilmelidir.Milli Güvenlik Notu: Devletin kalbine, nüfus idarelerine ve göç mekanizmalarına etki edebilecek güce ulaştığını iddia edenlerin geçmişi "gri" kalamaz. Silinen her bir tweet, kaldırılan her bir Facebook postu veya video, devletin güvenlik süzgecinden geçirilmelidir.
Bürokratik Ayaklar ve Dijital Bağlantılar Birleştirilmeli
Sosyal medya arşivlerinin incelenmesi, sadece bu şahısların ideolojik niyetlerini değil, aynı zamanda Göç İdaresi ve ilgili bakanlıklardaki hangi bürokratlarla ne tür bir dijital/sosyal ilişki ağı kurduklarını da deşifre edecektir. Kamuya sızma operasyonlarının ilk izleri her zaman sosyal mecralardaki karşılıklı etkileşimlerde, beğenilerde, fotoğraflarda ve silinen mesajlarda gizlidir.
Milli güvenliğin korunması, sınırların korunması kadar dijital hafızanın da korunmasından geçer. MİT ve siber istihbarat birimlerinin bu şahıslar üzerinde yapacağı geriye dönük derinlemesine tarama, TBMM'de kurulmasını talep ettiğimiz araştırma komisyonunun önüne konulacak en somut ve en hayati delil dosyasını oluşturacaktır. Kadim Türkiye Cumhuriyetimiz Devletimizin ciddiyeti ve Guru Kaynağımız Milli İstihbarat Başkanlığımızın Gücü, bu karanlık noktaları aydınlatmaya fazlasıyla muktedirdir.
Tüm Güvenlik güçlerimizin ne kadar can siperane çalıştıklarını ve başarılarını görüyoruz.
Türk Milleti sizlerle gurur duyuyor!....
Cesur Haber : Gökhan Gülmez
UYGUR DİASPORASI TÜRK BÜROKRASİSİNİ NASIL MANİPÜLE EDİYOR?
https://www.cesurhabertv.com/2026/05/abdnin-gozden-cikardigi-uygur.html


YORUM YAZ