Karadeniz’in Eşsiz Doğasını ve Turizm Potansiyelini Yok Sayıp Gerçekleri Saptıran Dünya Uygur Kurultayı Yöneticisi Prof. Dr. Erkin Emet’e Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor: “YÖK Derhal Harekete Geçmeli ve Soruşturma Başlatmalıdır!”
Doğu Karadeniz bölgesi; tarihi, yaylaları, şelaleleri, gölleri ve eşsiz coğrafyasıyla her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yaparken, akademisyen unvanı taşıyan bir ismin bölge turizmini hedef alan mesnetsiz açıklamaları kamuoyunda büyük infiale yol açtı.
Dünya Uygur Kurultayı (DUK) Genel Sekreteri unvanıyla hareket eden Prof. Dr. Erkin Emet’in, Çin Büyükelçisi Jiang Xuebin’in Trabzon ziyaretinin ardından yaptığı “Çin’den Karadeniz’de turist geleceği tamamen yalan, Çin zaten yemyeşil, Karadeniz ilgilerini çekmez“ şeklindeki beyanları; bilimsel tarafsızlıktan uzak, tamamen duygusal ve siyasi yönlendirme odaklı bir manipülasyon olarak değerlendirildi.
DÜNYA UYGUR KURULTAYI VE TÜRKİYE-ÇİN İLİŞKİLERİNİ BALTALAMA GAYRESİ
Okyanus ötesi odakların güdümünde hareket ettiği bilinen ve belirli merkezlerin ajandasına hizmet eden Dünya Uygur Kurultayı’nın yöneticiliğini yapan Emet’in bu çıkışı, Türkiye Cumhuriyetinin milli menfaatlerini ve bölgesel kalkınma hamlelerini açıkça hedef almaktadır.
Akademik unvanını kişisel ve siyasi duygularına alet ederek objektif haberciliği ve turizm gerçeklerini saptıran bu zihniyet, Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ve ticari ilişkileri baltalama misyonunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Siyasi hedefler doğrultusunda hareket eden kişilerin, profesörlük unvanının arkasına saklanarak bilimsel gerçeklikle bağdaşmayan beyanlarda bulunması kabul edilemez bir skandaldır.
GERÇEKLER BÖYLEKİ TAPDAŞIRKEN BÖLGE GELECEĞİNE İFTİRA ATILAMAZ!
Prof. Dr. Erkin Emet’in “Çin’de de yeşillik var, Karadeniz ilgilerini çekmez” diyerek küçümsediği Doğu Karadeniz; sadece basit bir yeşillikten ibaret olmayıp dünya çapında eşine az rastlanır bir turizm çeşitliliğine sahiptir:
Rize: İkizdere‘den Çamlıhemşin’e, Fındıklı’dan İyidere’ye kadar uzanan doğa harikaları, yamaç paraşütü ve ekstrem spor alanları,
Trabzon: Boztepe, dağ kızağı tesisleri, tarihi ve doğal cazibe merkezleri,
Artvin: Borçka ve Şavşat Karagölleri, zengin florası, kuş gözlem alanları ile Orta Çağ’a ait kale, kilise ve manastırlarıyla inanç ve doğa turizminin merkezi,
Giresun: Doğu Karadeniz’in incisi Göksu Travertenleri, Mavi Göl, Kuzalan Şelalesi, Kümbet ve Kulakkaya yaylaları ile tarihi Giresun Adası,
Gümüşhane: Örümcek Ormanları, Karaca Mağarası, Limni Gölü, Tomara Şelalesi ve Torul Cam Terası,
Bayburt: Eko-turizm, kamp, karavan, trekking ve motor sporları tutkunlarının çekim merkezi…
Tüm bu devasa turizm potansiyeli ve uluslararası ilgiyi görmezden gelip masa başında ideolojik yorumlar yapmak, bölge halkının emeğine ve ülke ekonomisine yapılmış açık bir haksızlıktır.
YÖK DERHAL HAREKETE GEÇMELİDİR!
Akademisyenlik etik ilkelerini ayaklar altına alarak, araştırma ve somut veriye dayanmadan gerçekleri saptıran, tarafsızlığını yitirip taraflı yapılar adına kamuoyunu yanıltan Prof. Dr. Erkin Emet hakkında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) derhal idari soruşturma başlatmalıdır.
Kamuoyu, unvanının sorumluluğunu taşıyamayan ve akademik kimliğini şahsi/siyasi emellerine alet eden kişilerin bilim camiasından itibar görmemesini ve milli menfaatleri zedeleyen bu tür açıklamalara karşı gereken hukuki ve idari adımların atılmasını beklemektedir.
DOĞU TÜRKİSTAN DAVASINA EN BÜYÜK DARBEYİ KENDİ ARALARINDAKİ ZİHNİYET VURUYOR!
Karadenizlilerin Tepkisi Çığ Gibi: Okyanus Ötesine Mesaj Kaygısı, Yılların Mücadelesine Ve Milli Menfaatlere Zarar Veriyor!
Haberimizin ilk bölümünde ele aldığımız skandal açıklamaların yansımaları derinleşirken, meselenin çok daha vahim bir boyutu ortaya çıkıyor. Akademisyen unvanı taşıyan Erkin Emet ve benzeri anlayışa sahip kişilerin, Karadeniz gibi milli hassasiyetleri son derece yüksek bir bölgenin turizmini ve ekonomik geleceğini hedef alan bilinçsiz ve saptırıcı beyanları, Karadeniz halkının çok sert tepkisini çekmiş durumdadır.
Düşünülmeden, sırf belirli odaklara şirin görünmek adına sarf edilen tek bir cümlenin, yıllardır ilmek ilmek işlenen bir mücadeleye ve yapıya nasıl büyük bir zarar verdiğinin en somut örneği yaşanmaktadır.
2020 SONRASI KAN KAYBEDEN İLGİ VE “KIRILAN TESTİ”
Türkiye kamuoyunda Doğu Türkistan davasına yönelik samimi duyarlılık ve toplumsal destek, ne yazık ki 2020 yılından itibaren bu tür marjinal, siyasi ve milli çıkarlarla bağdaşmayan açıklamalar yüzünden günden güne değerini ve inandırıcılığını kaybetmiştir.
Sosyal medya mecralarından Okyanus ötesine mesaj yollama yarışı içerisine girenlerin; attıkları bu şuursuz adımlarla aslında kendi davalarının “testisini kırdıklarının” farkında olmadıkları açıktır. Türkiye’nin bağımsızlığını, bölgesel kalkınmasını ve komşularıyla yürüttüğü dengeli diplomasiyi hedef alan bu yaklaşım, milletimizin vicdanında karşılık bulmamaktadır.
ABD VE İSRAİL BAĞLANTILI YAPILARIN GÜDÜMÜNDEKİ ZİHNİYET
Zaten temelinde ABD ve İsrail eksenli ajandalara hizmet ettiği açıkça görülen, onların bölgesel stratejilerine göre konumlanan yapılardan Türk milletinin ve Karadeniz halkının menfaatini gözetmelerini beklemek beyhude bir beklentidir.
Karadeniz insanı; emeğine, coğrafyasına ve devletinin milli menfaatlerine dil uzatan, akademik kimliğini okyanus ötesi odakların siyasi emellerine alet eden bu zihniyete karşı tepkisini en net şekilde vermeye devam edecektir.
Kamuoyu ve bölge halkı tek bir sorunun cevabını bekliyor: Milli menfaatleri baltalayarak hangi odakların piyonluğunu yapıyorsunuz?
YORUM YAZ