Cesur Haber TV - Canlı ve Sesli Yayın Üssü

ARŞİV

📜 VİZYON EGE DİJİTAL ARŞİV KALESİ

🔍 ARŞİVDE DETAYLI ARAMA YAPIN

🌍 SELECT LANGUAGE / SPRACHE WÄHLEN / VALITSE KIELI

İSMAİL CENGİZ’İN İDDİALARI UYGURLARIN OTURUM VE KİMLİKLERİNİN İPTAL EDİLMESİNE YOL AÇABİLİR!

YAYIN TARİHİ: Ağustos 08, 2026


Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgün Hükümeti’nin kurucuları arasında yer alan, bir dönem başbakan yardımcılığı görevini yürüten ve sonrasında cumhurbaşkanlığını ilan eden
İsmail Cengiz, sosyal medya hesabından Çin Konsolosluğu ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iş birliğinde Bahçelievler’de düzenlenen tartışmalı etkinlikle ilgili çok sert ve dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından Dr. Enver Ören Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Konsolosluk Hizmetleri Mahallenizde” etkinliğine dair sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Cengiz, Uygur diasporasını hedef alan planlara ve iddialara dikkat çekti.

“Uygurları Çin’e Muhtaç Etmeyelim”.

İsmail Cengiz, sosyal medya paylaşımında Çin Konsolosluğu’nun bu hamlesiyle masum Uygurların üzerindeki baskıyı artırmayı ve diaspora üzerinde tahakküm kurmayı amaçladığını belirtti. Cengiz’in paylaşımındaki iddialar şu şekilde:

“ÇHC Konsolosluğu’nun bu girişimi ile; masum Uygurlara Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’nün istediği doğum belgesi, bekarık belgesi gibi belgeleri sahte mühürlerle hazırlayıp birkaç bin dolara pazarlayan ‘uyanık Uygurlar’ın haram kazancına büyük darbe vurulacak… Bu belgeleri isteyenlere başka evrakları imzalatacaklar. Diasporadaki Uygurları bu şekilde kendilerine bağımlı kılmaya çalışıyorlar.”

DTCSH Cumhurbaşkanı İsmail Cengiz açıklamasında “Bu Belgeleri Çinlilerden Almak Zor, Çözüm İstisnai Vatandaşlık”

Göç İdaresi ve Nüfus Müdürlükleri tarafından Uygur Türklerinden talep edilen belgelerin Çin makamlarından temin edilmesinin zorluklarına dikkat çeken Cengiz, bu imkan konsolosluk aracılığıyla getirilmiş olsa dahi birçok Uygur’un Çin Konsolosluğu’nun kapısını çalmayacağını ifade etti.

Yetkililere çağrıda bulunan İsmail Cengiz, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün atması gereken adımı şu sözlerle dile getirdi:

“T.C. Devletinin, T.C. İçişleri Bakanlığı’nın, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün yapması gereken iş; Uygurların üzerindeki kodları kaldırarak uzun dönem ikamet ve şartları uyanlara da istisnai vatandaşlık vermeleridir… Hiç olmazsa vatan diye sığındıkları Türkiye’de kardeşlerimizi Çin’e muhtaç etmeyelim kıymetli Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan.”

DOĞUM VE BEKARLIK BELGESİ İDDİALARININ TÜRK CEZA KANUNU (TCK) KAPSAMINDAKİ SUÇ UNSURLARI

İsmail Cengiz’in sosyal medya paylaşımında dile getirdiği, Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlükleri’nin talep ettiği doğum belgesi ve bekarlık belgesi gibi evrakların sahte mühürlerle hazırlanıp para karşılığı pazarlanması iddiaları, Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümleri çerçevesinde çok ağır suç tiplerini oluşturmaktadır.

UYGUR DİASPORASI ÜZERİNDEKİ TEHLİKELİ OYUN : SAHTE BELGELERLE BAĞIMLILIK VE NÜFUZ KURMA ÇABASI!

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgün Hükümeti’nin kurucularından İsmail Cengiz’in sosyal medya hesabından paylaştığı çarpıcı iddialar, Çin Konsolosluğu’nun faaliyetleri ve bazı çevrelerin bu süreçteki rolü üzerine yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İddiaların sadece resmi evrakta sahtecilik ve haksız kazanç boyutu değil, çok daha tehlikeli bir sosyal ve psikolojik boyutu olduğuna dikkat çekiliyor.

Sahteciliğin Ötesinde: Nüfuz Sağlama ve Kişisel Bağımlılık

Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlükleri’nin talep ettiği doğum ve bekarlık belgesi gibi kritik evrakların sahte mühürlerle hazırlanıp binlerce dolara pazarlanması iddiaları, hukuki açıdan ağır suç teşkil ederken, olayın arkasındaki asıl niyetin diaspora üzerinde tahakküm kurmak olduğu belirtiliyor.

Cengiz’in gündeme getirdiği ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran duruma göre; bu belgeleri temin etmek zorunda kalan masum insanlar sadece maddi zarara uğratılmıyor, aynı zamanda şu tehlikeli süreçlerin içine çekiliyor:

Gayri Resmi Yükümlülükler: Belgeleri alan kişilere harici bazı evrakların imzalatılması hedefleniyor.

İrade Dışı Baskı: Şahıslar, kendi iradeleri dışında hukuki ve bağlayıcı risklerin altına sokuluyor.

Bağımlılık Yaratma: Diasporadaki Uygurlar bu yöntemle sistematik bir şekilde belirli odaklara bağımlı kılınmaya çalışılıyor.

İSMAİL CENGİZ’E AÇIK ÇAĞRI: BU İDDİALARIN MUHATABI KİMLER?

Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgün Hükümeti’nin kurucularından İsmail Cengiz’in sosyal medya üzerinden dile getirdiği çarpıcı iddialar ve Çin Konsolosluğu’nun faaliyetleri kamuoyunda büyük bir soru işareti yaratırken, www.cesurhabertv.com ve www.vizyonege.com olarak bu iddiaların ve sürecin derinlemesine takipçisi olmaya devam ediyoruz.

Cengiz’in gündeme getirdiği bu ciddi ithamlar ve hedef aldığı yapılarla ilgili olarak kamuoyu adına şu kritik soruları doğrudan kendisine yöneltiyoruz:

İsmail Cengiz’e Yöneltilen Kritik Sorular

Hangi STK’lar ve Başkanlar Hedefte? Paylaşımınızda ve iddialarınızda bahsettiğiniz, unvanında “Çin” ismi geçen ve diaspora üzerinde baskı kurmaya çalışan STK’lar tam olarak hangileridir? Bu derneklerin başkanları ve yönetim kurulunda yer alan isimler kimlerdir?

“Haram Kazanç Elde Eden” Uyanıklar Kim? Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’nün istediği doğum ve bekarlık belgelerini sahte mühürlerle hazırlayıp birkaç bin dolara pazarladığını iddia ettiğiniz bu “uyanık Uygurlar” kimlerdir? Elinizde bu kişilere veya yapılara dair somut bilgi, belge veya kanıt var mıdır?

Diasporaya İmzalatılan Evraklar Nelerdir? Belgeleri alan masum Uygurlara imzalatıldığı iddia edilen “başka evraklar” neleri içermektedir? Bu kişilerin imza atmaya zorlandığı gayri resmi yükümlülükler veya taahhütler nelerdir?

T.C. Makamlarına Yapılan Bildirimler Var mı? Bahsettiğiniz bu tehlikeli yapılanmalar, sahte evrakçılar ve diaspora üzerindeki bağımlılık zinciri hakkında Türkiye Cumhuriyeti emniyet birimlerine, İçişleri Bakanlığı’na veya adli makamlara resmi bir suç duyurusunda bulundunuz mu?

Basın özgürlüğünü savunarak halkın haber alma hakkı için sahada olmaya devam eden bağımsız medya kadrajı, bu soruların yanıtlarını ve arkasındaki tüm karanlık ilişkileri mercek altına almaya devam ediyor. İsmail Cengiz’in bu iddialara vereceği yanıtlar ve elindeki bilgi belgeler, yapılacak yeni araştırmaların da seyrini belirleyecektir.

YETKİLİLER GÖREVE: İSMAİL CENGİZ’İN AĞIR İDDİALARI YARGI VE İÇİŞLERİ HAREKETE GEÇİRMELİ!

Doğu Türkistan diasporasını ve Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarını sarsacak nitelikteki iddialar, adli ve idari makamların acilen devreye girmesini zorunlu kılıyor. Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgün Hükümeti kurucularından İsmail Cengiz’in sosyal medya hesabından dile getirdiği çarpıcı iddialar, sadece bir belge sahteciliği meselesi değil, aynı zamanda ulusal güvenliği ve kamu düzenini ilgilendiren çok boyutlu bir skandal olarak ortada duruyor.

www.cesurhabertv.com ve www.vizyonege.com olarak; halkın haber alma özgürlüğünü savunurken, devletimizin kurumlarını bu vahim iddiaları aydınlatmaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz.

Göç İdaresi, İçişleri Bakanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılıklarına Çağrı

İsmail Cengiz’in gündeme getirdiği; Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlükleri‘nin talep ettiği doğum ve bekarlık gibi kritik belgelerin sahte mühürlerle hazırlanıp binlerce dolara pazarlanması ve bu yolla diasporanın bağımlı kılınmaya çalışılması iddiaları, doğrudan T.C. İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılıklarının alanına girmektedir.

Bu kapsamda şu hayati soruların yanıt bulması ve derhal soruşturulması gerekmektedir:

Sahte Belgeleri Kimler Düzenliyor? Nüfus ve vatandaşlık işlemleri için gereken belgeleri sahte mühürlerle hazırlayıp pazarlayan, menfaat temin eden “uyanık” şahıslar veya yapılar kimlerdir?

Organizasyonun Arkasındaki Odaklar Kimler? Bu haksız kazanç ve sahtecilik çarkını kuran, organize eden ve yönetenler hangi kişi veya gruplardır?

Hangi Evraklar İmzalatılıyor? Belgeleri temin etmek zorunda kalan masum insanlara imzalatıldığı iddia edilen harici evraklar ve taahhütler neleri içermektedir? Diasporayı baskı altına almaya çalışan bu odaklar kimlerdir?

“Kanun ve Yasalar Derhal Uygulanmalıdır”

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hiç kimse hukukun üstünde değildir. Kendi vatanımızda sığınmacı veya diaspora olarak yaşayan masum insanların çaresizliğinden faydalanarak haram kazanç elde edenlerin, sahte mühür ve evrak düzenleyenlerin ve irade dışı bağımlılık yaratanların üzerine kararlılıkla gidilmelidir.

Eğer bu iddialar doğruysa; bu organizasyonun içinde yer alan kim varsa, hangi STK veya yapıyla bağlantılıysa adalet önünde hesap vermelidir. Bağımsız medya olarak bu iddiaların ve sürecin en yakın takipçisi olmaya, gerçeğin altındaki tüm detayları gün yüzüne çıkarmaya devam edeceğiz. Yetkilileri göreve çağırıyor, bu vahim iddiaların derinlemesine araştırılarak kanunların eksiksiz uygulanmasını talep ediyoruz!

BÜYÜK TEHLİKE: İSMAİL CENGİZ’İN İDDİALARI UYGURLARIN OTURUM VE KİMLİKLERİNİN İPTAL EDİLMESİNE YOL AÇABİLİR!

Doğu Türkistan diasporasını ve Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarını derinden sarsacak bir boyuta ulaşan tartışmalar, masum insanların hukuki statülerini doğrudan tehlikeye atacak bir mecraya evrildi. Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgün Hükümeti kurucularından İsmail Cengiz’in sosyal medya hesabından dile getirdiği çarpıcı iddialar, sadece sahtecilik ve haksız kazanç iddialarından ibaret kalmayıp, Türkiye’de yaşayan binlerce Uygur Türkünün oturum izinlerinin, ikamet haklarının ve kimlik statülerinin toplu olarak iptal edilmesi riskini beraberinde getirdi.

www.cesurhabertv.com ve www.vizyonege.com olarak; basın özgürlüğünü savunurken, diasporanın karşı karşıya kaldığı bu büyük idari ve hukuki tehlikeyi tüm çıplaklığıyla masaya yatırıyoruz.

“Uyanık Uygurlar” Söylemi Tüm Diasporayı Zan Altında Bırakıyor

 İsmail Cengiz’in sosyal medya paylaşımında yer alan; Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlükleri’nin talep ettiği doğum ve bekarlık belgelerinin sahte mühürlerle hazırlanıp binlerce dolara pazarlandığına dair iddialar, resmi makamların tüm Uygur dosyalarını mercek altına almasına neden olabilecek niteliktedir.

Cengiz’in gündeme getirdiği bu iddiaların ve ithamların yaratacağı en büyük tehlikeler şunlardır:

Toplu Şüphe ve İnceleme Dalgası: Resmi kurumlara ibraz edilen doğum belgesi, bekarlık belgesi ve benzeri nüfus kayıt evraklarının “sahte mühürlerle” yapıldığı iddiaları, konsolosluk baskısı veya bu tür iddialar nedeniyle Göç İdaresi ve ilgili birimlerin geçmişe dönük tüm evrakları incelemeye almasına yol açabilir.

Oturum ve Kimlik İptali Riski: Eğer resmi makamlar bu iddiaları ihbar kabul ederek kapsamlı bir soruşturma başlatırsa, dosyalarında bu tür belgeler bulunan veya usulsüzlük şüphesi altına giren pek çok masum Uygur vatandaşın oturum izinleri, ikamet hakları ve kimlik statüleri iptal tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Diasporanın Güvenlik Krizi: Zaten zor şartlar altında vatanlarında hayatta kalma ve hak arama mücadelesi veren diaspora bireyleri, bu tarz iddialarla hedef gösterilerek hem hukuki hem de toplumsal bir güvenlik krizinin içine çekilmektedir.

Makamlara Çağrı: Masum İnsanlar Mağdur Edilmemelidir

Bu tür iddiaların somut delillere dayanmadan genelleyici bir dille ortaya atılması, doğrudan Türkiye’deki sığınmacı ve diaspora statüsündeki Uygur Türklerinin hukuki güvencesini tehlikeye atmaktadır.

İsmail Cengiz İddiasında doğruysa eğer ; Hangi şahısların bu sahtecilik işini organize ettiği acilen netleştirilmeli,


Paylaşımda bahsi geçen fiiller ve bu iddiaların TCK karşısındaki hukuki karşılıkları şu suç maddeleri altında değerlendirilmektedir:

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu (TCK Madde 204)

İddiada geçen doğum belgesi, bekarlık belgesi ve benzeri nüfus/vatandaşlık evrakları, resmi makamlar tarafından düzenlenen veya bu makamlara ibraz edilen resmi nitelikteki belgelerdir.

Suçun Tanımı: Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçeğe aykırı tanzim eden, değiştiren veya sahte resmi belgeyi bilerek kullanan kişi, resmi belgede sahtecilik suçunu işlemiş olur.

Yaptırımı: Bu suçun temel şekli için 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Uygulama Boyutu: Söz konusu belgelerin “sahte mühürlerle” birkaç bin dolara pazarlanması ve ticari çıkar elde edilmesi, belgenin aldatma kabiliyetini (iğfal kabiliyeti) artırdığı gibi, bu evrakları düzenleyenler ile bilerek kullananlar hakkında TCK 204 kapsamında doğrudan adli soruşturma açılmasını gerektirir.

Mühürde Sahtecilik Suçu (TCK Madde 202)

İddialarda özellikle “sahte mühürlerle” ibaresine yer verilmesi, olayda sadece evrak sahteciliğinin değil, aynı zamanda resmi mühürlerin de taklit edildiğini ortaya koymaktadır.

Suçun Tanımı: Kamu kurum ve kuruluşlarınca kullanılan onaylayıcı veya belgeleyici mühürleri sahte olarak üreten, basan veya kullanan kişiler mühürde sahtecilik suçunu işlemiş sayılır.

Yaptırımı: Kamu kurumlarının mühürlerinin sahte olarak üretilmesi veya kullanılması durumunda kanunda 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Nitelikli Dolandırıcılık Suçu (TCK Madde 157 ve 158)

Masum insanların çaresizliğinden ve resmi belge temin etme zorunluluğundan faydalanarak bu belgelerin birkaç bin dolara “pazarlanması” ve çıkar sağlanması ekonomik bir suç boyutunu da beraberinde getirir.

Suçun Tanımı: Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlama durumudur. Belgelerin para karşılığı satılması ve maddi menfaat temin edilmesi halinde dolandırıcılık suçunun unsurları oluşur.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma veya Tehdit/Baskı Unsurları

İddialarda geçen “Bu belgeleri isteyenlere başka evrakları imzalatacaklar. Diasporadaki Uygurları bu şekilde kendilerine bağımlı kılmaya çalışıyorlar” ifadeleri ise sahteciliğin ötesinde, kişileri iradeleri dışında hukuki/gayri resmi yükümlülükler altına sokma, nüfuz sağlama ve kişisel bağımlılık yaratma gibi tehdit veya cebir içeren farklı hukuki ihlalleri gündeme getirebilmektedir.


Basın Halkın Müşterek sesidir . Haberlerimizde adı geçen kurum, kuruluş, Dernekler , STK’lar,Şirketler  ve şahıslar Basın ahlak ilkeleri gereğince her zaman   ihbar@vizyonege.com  adresimizden bize ulaşarak cevap ve düzeltme haklarını kullanabilirler.

Bizim görevimiz haber yapmaktır . Tüm haberlerimizi belge ve ispata dayalı olarak kamuoyuna sunarız . Devletimizin ilgili kurumları da haberlerimizi inceleyerek, kanun ve yasalar çerçevesinde gereğini yerine getirir. Amacımız hiçbir şekilde Asla kurumlarımızı veya kişileri , Şirketleri ,Dernekleri, Vakıfları, STK’ları yıpratmak  değildir . 

Biz yalnızca görevimiz olarak halkın haber alma hakkını  Bilgi ve Belgelere İspatlı bir şekilde yerine getiriyoruz.

Basın Ahlak İlkeleri gereğince , Haberde ağır iddialarla ismi geçen İlgili taraflar, cevap haklarını kullanmak veya konuyla ilgili resmi açıklamalarını iletmek için kurumsal iletişim kanallarımız üzerinden her zaman bize ulaşabilirler. Cesur Haber olarak, sadece iddiayı dile getiren tarafın değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına tüm tarafların sesini duyurmak mesleki sorumluluğumuzun bir parçasıdır.

YORUM YAZ