Türk Dünyası ve Doğu Türkistan davasının tanınan isimlerinden, Doğu Türkistan Cumhuriyeti Sürgün Hükümeti Cumhurbaşkanı İsmail Cengiz, yaptığı son açıklamalarla Doğu Türkistan diasporasında ve sivil toplum kuruluşlarında büyük bir sarsıntıya yol açtı. Cengiz’in açıklamalarındaki sert vurgular, yıllardır hak mücadelesi yürüttüğünü iddia eden bazı yapıların arka planındaki karanlık ilişkileri ve çıkar ağlarını gözler önüne serdi.
“Hiç Kimse Hukukun Üstünde Değildir”
İsmail Cengiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devlet ilkelerine bağlı kalmanın herkesin boynunun borcu olduğunu belirterek şu net ifadeleri kullandı:
“Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hiç kimse hukukun üstünde değildir. Kendi vatanımızda sığınmacı veya diaspora olarak yaşayan masum insanların çaresizliğinden faydalanarak haram kazanç elde edenlerin, sahte mühür ve evrak düzenleyenlerin ve irade dışı bağımlılık yaratanların üzerine kararlılıkla gidilmelidir.”
Bu açıklamalar, mazlum bir halkın haklı davası üzerinden menfaat devşiren, sahte evrak ve mühürlerle illegal işlere bulaşan odakların açık bir itirafı ve suç duyurusu niteliği taşıyor.
Gözler Hidayet Oğuzhan ve Uygur STK’larına Çevrildi
İsmail Cengiz’in son yıllarda Doğu Türkistan meselesindeki faaliyetlerini sessiz tutması, ancak tam da bu kritik dönemde bu tür iddiaları dile getirmesi manidar bulundu. Kulislerde, Cengiz’in bu çıkışıyla özellikle son dönemde kimlik ve oturum izinleri gibi bürokratik süreçleri yakından takip eden, İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı ve İstanbul Valiliği ile temaslarda bulunan Hidayet Oğuzhan yönetimindeki yapıları hedef alıp almadığı yüksek sesle konuşulmaya başlandı.
Uygur STK’ları içinde bu tür hassas evrak ve statü meselelerinin üzerinden rant elde edildiği, çaresiz insanların umutlarının tacir edildiği yönündeki iddialar uzun süredir kapalı kapılar ardında konuşuluyordu. Cengiz’in bu açıklamasıyla adeta bir suç duyurusunda bulunduğu, bu yapılarla ilgili somut adımların atılması gerektiği vurgulanıyor.
Yetkililere Çağrı: Bu Karanlık Çark Dağıtılmalıdır!
Eğer iddialar doğruysa; bu organizasyonun içinde yer alan kim varsa, hangi dernek, vakıf veya sözde STK’yla bağlantılıysa derhal adalet önünde hesap vermelidir.
İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı, İstanbul Valiliği, Adalet Bakanlığı bu vahim iddialara ve sahte evrak/kimlik tezgahı kurduğu öne sürülen yapılara derhal açıklık getirmelidir. Mazlumların sığınma hakkını ve haklı davasını kirli çıkarlarına alet eden kim olursa olsun, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde en ağır cezayı almalıdır.
Cesur Haber olarak bu sürecin ve iddiaların sonuna kadar takipçisi olacağız!
YORUM YAZ