Cesur Haber TV - Canlı ve Sesli Yayın Üssü

ARŞİV

📜 VİZYON EGE DİJİTAL ARŞİV KALESİ

🔍 ARŞİVDE DETAYLI ARAMA YAPIN

🌍 SELECT LANGUAGE / SPRACHE WÄHLEN / VALITSE KIELI

TÜRKİYE-ÇİN DOSTLUK VAKFI’NDAN NET TAVIR: “HAKARET VE İFTİRA KAMPANYALARI ÇALIŞMALARIMIZI ENGELLEYEMEYECEK”

YAYIN TARİHİ: Temmuz 29, 2026

 

ÇİN DOSTLUK VAKFI’NDAN HAKARET DOLU PROTESTOLARA YANIT: GAZETECİLERE YÖNELİK İFTİRA KAMPANYASI TEPKİ ÇEKTİ

Türkiye’den bir grup gazetecinin Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne (Doğu Türkistan) yaptığı ziyaretin ardından kaleme aldıkları izlenimler, bir grup Uygur aktivist tarafından hedef alındı. Çin Dostluk Vakfı önünde toplanan küçük bir grubun gazetecilere yönelik hakaret ve iftiraları büyük tepki toplarken, Vakıf cephesinden Cesur Haber’e resmi bir açıklama geldi.

Geçtiğimiz günlerde Türk basınından bir grup gazeteci, Çin Uygur Özerk Bölgesi’ne giderek sahadaki durumları inceledi ve dönüşlerinde izlenimlerini kamuoyuyla paylaştı. Okuyucuların bu haberlere katılıp katılmaması demokratik bir tercih iken, Türkiye genelinde sayıları 40 ile 60 arasında değişen radikal bir grup Uygur eylemci, süreci bir hakaret ve iftira kampanyasına dönüştürdü.

30 Bin Kişiden Sadece 40’ı Katıldı

Cesur Haber

Vizyon Ege

Gazetecilerin bölgedeki gözlemlerini haberleştirmesine tahammül edemeyen yaklaşık 40 kişilik bir grup, dün Çin Dostluk Vakfı önünde toplanarak protesto düzenledi. Türkiye’de yaşayan 30 bin civarındaki Uygur vatandaşımızdan yalnızca 40’ının katıldığı bu eylemde, gazetecilere yönelik ağır hakaretler ve asılsız ithamlar savruldu. Grup, eylemin ardından dağılırken, olayın sınırları aşan boyutu basın camiasında sert bir dille kınandı.

“Burası Türkiye Cumhuriyeti, Kanun Var Nizam Var”

Cesur Haber İmtiyaz Sahibi Gökhan Gülmez, yaşanan bu iftira kampanyasına ve kabadayılığa sert tepki gösterdi. Eleştirinin demokratik bir hak olduğunu ancak hakaret ve iftiranın asla kabul edilemeyeceğini vurgulayan Gülmez, şu ifadeleri kullandı:


“Burası Türkiye Cumhuriyeti; burada kanun var, yasa var. Vakfın önüne gidip gazetecilere o sözleri söyleyemezsiniz. Herkesin kanunlara uyması ve asgari medeniyet ölçülerini öğrenmesi gerekiyor. Çin hakkında iddialarda bulunuluyor ancak ortaya somut belge konulamıyor. Bütün Uygur STK’larına ve gazetecilerine açık çağrımdır:

 

Hepiniz birlik olun, ben tek başıma geleyim. Ortak bir yayın yapalım. Siz bana istediğinizi sorun, ben de bugüne kadar yayınladığım 300’e yakın haber ve videoyu sizlere sorayım. Kimse gazetecilere hakaret edemez. Geçmişte bana telefon kabadayılığı yapanların bugün mahkemelerden nasıl ceza aldığını herkes biliyor. 80’lerden beri sahadayım, ülkemde kimsenin yasaları çiğnemesine ve ayrımcılık yapmasına müsaade etmem; belgeleriyle devletimin ilgili kurumlarına bildiririm.”


Çin Dostluk Vakfı’ndan Cesur Haber’e Resmi  Basın Açıklaması

Dün yaşanan bu olayların Cesur Haber ve Vizyon Ege platformlarında haberleştirilmesinin ardından, Çin Dostluk Vakfı harekete geçti. Yapılan haberleri ve gazetecilere yönelik haksız linç girişimini yakından takip eden Vakıf yönetimi, Basın Ahlak İlkeleri gereğince hazırladıkları resmi basın açıklamasını Cesur Haber WhatsApp İhbar Hattı’na iletti. İşte Vakfın o resmi açıklaması:

TÜRKİYE-ÇİN DOSTLUK VAKFI BASIN AÇIKLAMASI

Son günlerde Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nı hedef alan bazı protesto eylemleri ve sosyal medya paylaşımlarında, Vakfımız hakkında gerçek dışı, mesnetsiz ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik ağır ithamlar dile getirildiği görülmektedir.

Vakfımız, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da polemiklerin değil, sağduyunun ve gerçeklerin yanında olmayı tercih etmektedir. Ancak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

Türkiye-Çin Dostluk Vakfı, 2009 yılında, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika vizyonu doğrultusunda, Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında dostluk, karşılıklı anlayış ve iş birliğinin geliştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuştur. Vakfımız, sosyal, kültürel, eğitim, sağlık, bilim, teknoloji ve ekonomi alanlarında iki ülke halkları arasındaki ilişkilerin güçlenmesini hedefleyen, hiçbir siyasi gündemin parçası olmayan sivil bir dostluk kuruluşudur.

Bugün Çin, bilimde, ileri teknolojide, yapay zekâda, dijital dönüşümde ve dünya ekonomisinde 21. yüzyılın en önemli küresel aktörlerinden biridir. Halkımızın böylesine önemli bir ülkeyi yakından tanıması, bu ülkeyle sağlıklı ve güvene dayalı ilişkiler geliştirmesi, siyasi, ekonomik ve stratejik çıkarlarımız bakımından büyük önem taşımaktadır. Vakfımız da kuruluşundan bu yana faaliyetlerini bu anlayışla yürütmektedir.

Vakfımız hakkında ortaya atılan iddiaların aksine, Türkiye-Çin Dostluk Vakfı hiçbir yabancı devletten, hiçbir hükümetten ve hiçbir yabancı kurum veya kuruluştan mali destek almamaktadır. Vakfımızın faaliyetleri tamamen şeffaf, yasal ve kurumsal esaslar çerçevesinde yürütülmektedir. Bu konuda dile getirilen ithamlar tamamen gerçek dışıdır.

Kuruluşumuzdan bu yana yüzlerce öğrencimizin Çin’de burslu eğitim imkânına kavuşmasına katkı sağlanmış; parlamenterler, gazeteciler, akademisyenler, gençler, iş insanları ve diplomatlardan oluşan çok sayıda heyetin Çin’i yerinde tanımasına öncülük edilmiştir. Bu çalışmaların amacı herhangi bir propaganda faaliyeti değil, Türkiye açısından giderek daha fazla önem kazanan bir ülkenin doğrudan gözlemlenmesini, karşılıklı önyargıların azalmasını ve halklarımız arasında sağlıklı iletişim kanallarının güçlendirilmesini sağlamaktır.

Vakfımız, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygur soydaşlarımızın refahı, kültürel kimliklerinin korunması ve dini hayatlarını özgürce yaşayabilmeleri konusundaki hassasiyetini her zaman samimiyetle muhafaza etmiştir. Bu nedenle bölgeye gerçekleştirilen ziyaretlerde yalnızca ekonomik kalkınma değil, eğitim, sağlık, sosyal yaşam ve günlük hayatın bütün yönleri dikkatle gözlemlenmektedir.

Son olarak bölgeyi ziyaret eden Türk gazetecileri de, tamamen kendi mesleki bağımsızlıkları içerisinde edindikleri izlenimleri kamuoyu ile paylaşmışlardır. Farklı medya kuruluşlarını temsil eden bu gazetecilerin değerlendirmeleri kendilerine aittir. Ancak bu gözlemler nedeniyle gazetecilerin ve Vakfımızın hedef gösterilmesi, hakaret ve iftiralara maruz bırakılması, farklı düşüncelere tahammül edemeyen bir anlayışın yansımasıdır.

Türkiye’nin Çin ile gelişen ilişkilerini ideolojik veya ayrılıkçı saiklerle sabote etmeye çalışan çevrelerin, gerçek dışı ithamlar ve dezenformasyon yoluyla kamuoyunu etkilemeye çalışması, ne Türkiye’nin milli çıkarlarına ne de sağlıklı kamuoyu oluşmasına hizmet etmektedir. Görüş ayrılıkları elbette demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak; yalan, iftira, nefret dili ve hedef göstermenin demokratik meşruiyeti bulunmamaktadır.

Türkiye-Çin Dostluk Vakfı, hiçbir ayrılıkçı, ideolojik veya siyasi tartışmanın tarafı değildir. Vakfımızın tek referansı Türkiye Cumhuriyeti’nin milli çıkarlarıdır. Türkiye’nin Asya ile gelişen ekonomik, bilimsel ve teknolojik ilişkilerine katkı sunmak, halklarımız arasındaki karşılıklı anlayışı güçlendirmek ve iki ülke arasında güvene dayalı dostluk köprüleri kurmak temel görevimizdir.

Vakfımız, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sağduyu, diyalog, karşılıklı saygı ve dostluk ilkelerinden ayrılmadan çalışmalarını sürdürecektir. Hangi çevreden gelirse gelsin hakaret, iftira ve karalama kampanyaları, Türkiye’nin geleceğine katkı sunmayı amaçlayan faaliyetlerimizi engelleyemeyecektir.

Kamuoyunun sağduyusuna olan güvenimiz tamdır.

Saygılarımızla duyurulur.
Türkiye-Çin Dostluk Vakfı

YORUM YAZ