Gazetecilerin mesleki onurunu hedef alan bu dövizler, eylemin barışçıl bir protestodan ziyade yasal sınırları zorlayan bir itham kampanyasına dönüştüğünün açık bir kanıtı oldu.”
Çin ziyareti gerçekleştiren Türk gazetecileri hedef alan eylem, sunulan kurgunun aksine sayısal yetersizliği ve kullanılan tehlikeli dil ile deşifre oldu.
İstanbul’da Yaşayan 30 Bin Kişilik Uygur Diasporasından sadece 40 Kişilik minik bir gurubun protesto Eylemine katılması dikkatleri çekti. Eylemi organize eden yapıların kamuoyunda oluşturmaya çalıştığı “Tüm Uygurlar tek bir sesle protesto ediyor” algısı, sahadaki matematiksel gerçeklikle tamamen çöktü.
Temsil Oranı Sadece %0.06: İstanbul genelinde Zeytinburnu ve Sefaköy başta olmak üzere yerleşik durumda olan tahmini 30.000 Uygur sığınmacı ve vatandaşı bulunmakta olduğu söylenmektedir.
Sahadaki Protesto eylemine Net Katılım :
Alanda görev alan emniyet mensupları, basın çalışanları ve meraklı yoldan geçenler arındırıldığında; döviz taşıyan ve slogan atan aktif sivil katılımcı sayısı yalnızca 40 ila 60 kişi arasında kalmıştır.
Bu da protestonun 30 bin kişilik devasa bir toplumu değil, marjinal ve belirli bir aktivist çekirdeği temsil ettiğini net bir şekilde kanıtlamaktadır.
Devletimizin İstihbaratkurumlarımızın bütün eylemlerde hep aynı insanlar tarafından yapılması ve Yurt dışından gelen fonlar ile maaşa bağlanan bazı uygurların çaresizliklerinden faydalanılarak onlar sistematik olarak bu tür eylemlerde kullanıldığı tarafımızdan bilinmektedir.
Yurd dışından fonlanan Bazı Uygur dernekler Gıda ve maddi yardımlar yaparken yardıma muhtaçolan uygurlar arasından sadece eylemlere katılan uygurlara yardımlar yapmaktadır.Haber merkezimize bize yardım yapmıyorlar diye çaresizlik içinde bulunan pek çok uygur kardeşimiz gelmiştir.Bu konunun Dernekler dairesi ve Bu konuyla ilgili kurumlarımız tarafından araştırılması gerekmektedir.Mazlum yardıma muhtaç uygur kardeşleriniz bilmeden suç bataklığına itilmesi önlenmelidir.
Özellikle sefaköy,Zeytinburnu ve Başakşehir ,Kayaşehir gibi lçelerde faaliyetlerde bulunan UYGUR STK'ları yakından takip edilip mercek altına alınmalıdırlar.
Bu tür Derneklere dünyanın değişik Ülkelerinde yaşayan Uygurlar elden gizli paralar ile yardımlar yapmaktadır.
Yapılan yardımlar Dernekler tarafından kayda alınmamaktadır.Dernek yönetimi Dernek Kayıt ve Kuyduatının Nasıl yapılacağına Dair İstanbul İl Dernekler Müdürlüğü tarafından Tebligatlar yapılarak ,Derneklerde Tutulması Kanunen mecbur olan Defter ve belgeler hakkında Mecburi eğitimler verilmelidir.
Protestocu grupların Çin Uygur Özerk Bölgesi yani Doğu Türkistan Bölgesinde yaşayan Uygur nüfusuna dair öne sürdüğü “30-35 milyon” iddiaları, resmi istatistikler ve bölgenin etnik çeşitliliği incelendiğinde bilimsel temelden uzak bir propaganda malzemesi olarak öne çıkıyor.
DoğuTürkistan’ın Resmi Nüfus Verileri:
Uluslararası kaynaklar ve resmi veriler , Şincan Uygur Özerk Bölgesi‘ndeki (Doğu Türkistan) toplam Uygur nüfusunun 11.5 ila 12 milyon arasında olduğunu göstermektedir.
13 Farklı Etnik Köken:
Bölge homojen bir yapıya sahip olmayıp ; Kazaklar, Kırgızlar, Huiler (Müslüman Çinliler), Moğollar ve Özbekler dahil olmak üzere resmi olarak tanınan 13 farklı yerleşik etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır. Diasporadaki radikal grupların aksine, bölgedeki diğer Türk ve Müslüman soylu halklar bu tür agresif eylemlere ve siyasi aktivizme destek vermemektedir.
SUÇUN İSPATI KAMERALARA YANSIDI: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE AĞIR HAKARET!
Araştırmacı gazeteciliğimizin yakaladığı en çarpıcı detaylar ise eylemde taşınan ve Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında açıkça suç unsuru barındıran pankartlar oldu.
İftira ve Hakaret Dövizleri:
Alanda açılan “Propaganda bedava değil, Pekin basın bürosu ne kadar veriyor“,
“Vicdanını satanlar” ve “Satılık” yazılı dövizler, mesleğini icra eden Türk gazetecilerine yönelik hiçbir somut delil sunulmadan yapılan aleni birer hakaret ve iftira (TCK m.125) suçudur.
Yasal Sınırlar Aşıldı:
Demokratik eleştiri hakkının arkasına saklanarak gazetecileri maddi çıkar karşılığı yabancı devlet fonu almakla suçlayan bu radikal dil, eylemin barışçıl bir basın açıklaması değil, hedef gösterme odaklı bir itibar suikastı olduğunu hukuken ispatlamaktadır.
Sloganlar ve Önemli Anlar:
01:58 – İlk toplu sloganlar: “Hainler Elbet Hesap Verecek!” ve zulme karşı duruş vurgusu.
06:56 – “Pekin Basın Bürosu Ne Kadar Veriyor?” ve vakıf önündeki ilk sert tepkiler.
08:15 – Gazeteciler hedef alınırken atılan sloganlar: “Vicdanını Satanlar, Zulmü Aklayamaz!”
11:29 – Bölgeye yönelik genel sloganlar: “Yaşasın Bağımsız Doğu Türkistan!” ve “İşgalci Çin, Türkistan’dan Defol!” 14:47 – Medya eleştirisinin zirve noktası: “Soykırıma Ortak Olma, Hakikati Yaz!”
20:15 – Zulme karşı küresel çağrı: “Zulme Sessiz Kalma, Mazluma Ses Ol!”
25:55 – Kapanış ve eylemin ana sloganı: “Satılmış Kalemler Gerçeği Yazamaz!”
PROTESTO EDİLEN VAKFIN ARKASINDAKİ JEOPOLİTİK GÜÇ VE DEV PROJELER
Uygur STK’larının ve aktivistlerin protesto etmek için Beşiktaş’taki Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nı ve kurucusu iş insanı Hasan Çapan’ı hedef seçmesi tesadüf değildir.
Kuşak ve Yol Hedefi: Çin’in küresel ticaret ağı olan “Kuşak ve Yol” projesinin Türkiye ayağındaki en kilit figürlerden birinin hedef alınması, bu eylemin sadece yerel bir basın açıklaması olmadığını göstermektedir.
NOT : Basın Halkın Müşterek sesidir . Haberlerimizde adı geçen kurum, kuruluş, Dernekler , STK’lar,Şirketler ve şahıslar Basın ahlak ilkeleri gereğince her zaman ihbar@vizyonege.com adresimizden bize ulaşarak cevap ve düzeltme haklarını kullanabilirler.
Bizim görevimiz haber yapmaktır . Tüm haberlerimizi belge ve ispata dayalı olarak kamuoyuna sunarız . Devletimizin ilgili kurumları da haberlerimizi inceleyerek, kanun ve yasalar çerçevesinde gereğini yerine getirir. Amacımız hiçbir şekilde Asla kurumlarımızı veya kişileri , Şirketleri ,Dernekleri, Vakıfları, STK’ları yıpratmak değildir .
Biz yalnızca görevimiz olarak halkın haber alma hakkını Bilgi ve Belgelere İspatlı bir şekilde yerine getiriyoruz.
Basın Ahlak İlkeleri gereğince , Haberde ağır iddialarla ismi geçen İlgili taraflar, cevap haklarını kullanmak veya konuyla ilgili resmi açıklamalarını iletmek için kurumsal iletişim kanallarımız üzerinden her zaman bize ulaşabilirler. Cesur Haber olarak, sadece iddiayı dile getiren tarafın değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına tüm tarafların sesini duyurmak mesleki sorumluluğumuzun bir parçasıdır.
© 2026 Cesur Haber Tv ve VizyonEge Haber – Gökhan Gülmez Tüm Hakları Saklıdır.
YAYINLANAN VİDEODAKİ BAZI KONUŞMALARIN ZAMAN ÇİZELGESİ
0:08 8 saniye Bugün burada tıpkı Filistin ve Sudan’da dünyanın gözü önünde yaşanmaya devam eden katliamlar gibi Doğu Türkistan’da da 10 yıllardır süren ve 2014 yılından bu yana tarihin en acımasız, en sistematik soykırımlarından birine dönüşen Çin mezalımını konuşmak için toplandık.
Amacımız bu soykırımı perdelemeyi hedefleyen ve gazetecilik etiğini heçe sayarak Çin destekli propaganda gezilerine alet olanlara karşı hakikati haykırmaktır. Çin yönetimi ve işbirlikçileri tarafından Türkiye’den bir grup gazeteci için önceden kurgulanmış Potemkin köyleri misali bir gezi düzenlenmiştir.
Oysa gazetecilik güçlünün megafonu olmak değil, mezlumun sesi olmaktır.
2. bölüm: İlk toplu sloganlar: “Hainler Elbet Hesap Verecek!” ve zulme karşı duruş vurgusu.
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek.
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek.
Eğer bu gazetecilerin Doğu Türkistan’a ve orada yaşananlara gerçekten bir ilgisi olsaydı, devlet protokolüyle
vitrin fabrikaları gezmeden önce dünyanın en büyük Doğu Türkistan diasporasına ev sahipliği yapan İstanbul’a bakarlardı.
3 dakika 5 saniye
Evrensel insan haklarını ve bağımsız habercilik onurunu ayaklar altına alan bu güdümlü algı operasyonunu şiddetli lenetliyor ve taleplerimizi ilan ediyoruz. Satılık kalemler gerçeği yazamaz.
Satılık kalemler gerçeği yazamaz. Satılık kalemler gerçeği yazamaz.
Satılık kalemler gerçeği yazamaz. Ya bu karanlık geziye katılarak insanlığa karşı işlenen suçları aklayan medya mensupları, Doğu Türkistan halkından ve kamplarda can verenlerin ailelerinden derhal kamuyu önünde özür dilemelerdir.
Gazetecilik ilkelerini, bir diktatörlüğün hizmetini sunan bu kişiler hakkında meslek örgütlerince kınama ve yaptırım süreçleri acilen işletilmelidir.
Türkiye ticari ilişkileri uğruna soydaşlarının kanının pazarlık konusu yapılmasına müsaade etmemeli. Çin’in köle işçilikle ürettiği ürünlerin ülkemize girişiniengelleyerek acilen boykot ve yaptırım yasalarını hayata geçirmelidir.
Bazı gazetecilerin Doğu Türkistan’da terörle mücadele edildiğini iddia etmesi bizi derinden üzmüştür. Eğer DoğuTürkistan’da bir terörizm varsa 77 senedir devam eden işgal Çin bu teröristin ve terörün ta kendisidir.
Eğer biri terörizmle alakalı araştırma yapacaksa, konuşacaksa Çin’i araştırmalı. Çin hakkında konuşmalı.
Satılık kalemler Çin’e uşak olanlar.
Satılık kalemler Çiğne’e uşak olanlar satılık. Kalemler çiğne uşak olanlar.
Satırlık kalemler çiğne uşak olanlar.
Unutulmamalılardır ki gazetecilik gösterilerini tekrarlamak değil gizleneni ortaya çıkarmaktır. Zulmüövenler masum kanı dökenlerin suç ortağıdır.
Gerçekler sipariş edilmiş köşe yazılarıyla veya kurgulanmış seyaahetnamelerle asla örtülemeyecektir. Doğu Türkistan bağımsız olana dek hak ve adalet mücadelemiz her alanda en sert ve en tavussız şekilde devam edecektir.
6 dakika 27 saniye
“Pekin Basın Bürosu Ne Kadar Veriyor?” ve vakıf önündeki ilk sert tepkiler.
Bugün buraya geliş amacımız aslında Alela bir vakfı ziyaret değil. Kendisi Türkiye Çin Sözde dostluk Vakfı. Ancak kendi kardeşleri kanı üzerinden beslenen bir vampir sürüsü bunlar. Sebebi ise neden buraya geldiğimizin sebeplerinden en büyüğü de önümüzde duruyor. CGN Türk dediğimiz medya kanalı. Kendisi Çin devlet televizyonlarından biridir ve uluslararası medyada sürekli olarak
Çin’in propagandasını yapmakta. Doğu Türkistan’ın aleyhinde yazılar yazıp tezler yaz üretmektedir. Ancak bu işin
daha komik tarafı şu. Dostluk vakfı adı altında birtım gazetecileri Doğu Türkistan’a götürüp belli başlı yerleri sadece gezdiriyor. Akabinde geri geliyorlar ve kim propagandası yapıyorlar. Yani biz gazetecilik dediğimiz şeye aslında birazcık daha objektif bir perspektiften bakabilme olarak niteleyebiliriz.
Ancak ülkemizde ne zaman bir karışıklık olsa, ne zaman bir sorun yaşarsa en ince ayrıntısına kadar soru soran gazeteciler gidiyorlar Doğu Türkistan’a sadece orada kendi gördüklerini anlatıyorlar.
İstanbul’da 30.000den fazla Uygur Türkü var. Bir gün birinin yanına gelip soru sormamıştır. Buradan açık açık isim de verebilirim. Bunlardan biri İsmail
4. bölüm: Gazeteciler hedef alınırken atılan sloganlar: “Vicdanını Satanlar, Zulmü Aklayamaz!”
Saymaz. Bunlardan biri Özlem Gürses ve geldikleri an itibariyle söyledikleri tek şey mükemmel yemekler, akıllı fabrikalar. İnsanların ne yaşamış olduklarından bir haberler. Ancak bir haber olmadıklarında da geçtim. Hani burada Hüslüza Hanımla bunu söylüyorum.Çünkü bir insan düşünebildiği, hissedebildiği zaman insan olabiliyor.
Ancak onun haricinde herhangi bir domuzdan bir farkı yok.
Önünde bulunmuş olduğumuz vakıf Hasan Çapan adında bir zatın vakfı. kendisi 20098’li yıllarda Doğu Türkistan’a gidiyor. Akabinde geldikten sonra Çin propagandası, pro Çinci olarak Türkiye’ye geliyor. Ve bu süreçte eee Doğu Türkistan’da herhangi bir sorunun yaşanmadığını, orada herkesin mutlu mesut bir şekilde yaşadığını defaatle söylüyor. Ve aynı zamanda bunların söylemine binaen de bazı gazeteciler de diyorlar ki orada teröristler var, terör örgütleri var. Türkistan İslam Partisi vesaire falan diye.
Hocam işin bir komik tarafı da şu. Çin’de en son yani Doğu Türkistan’da özür dilerim Doğu Türkistan’da en son silahlı vaka 2016 yılında gerçekleşiyor. 2016’dan sonrasında herhangi bir silahlı bir şey yok. Ama hala da gelip yıl olmuş 2026 aradan 10 yıl geçmiş. kendi hayallerinde üretmiş oldukları terör örgütleriyle insanları kandırıp akabinde dünyaya da bunu lanse ediyorlar ve hala sömürmeye de devam ediyorlar. Aynen.
Neyse bu sözle gazetecilerin aynı zamanda eee atayurdu olarak tanımlıyorlar gittikleri yeri. Ancak atayurdu olarak tanımlamasına rağmen orada eee sahte olarak kurgulanmış olan insanların mutluluklarını gelip buraya anlatıyorlar ve ataydu olarak tanımladıkları yerden geri döndüğünde keza aynı şekilde Çin propagandası yapmaya devam ediyorlar. Yani etik desen yok. ahlak desen yok.
Eee, gazeteciliğin herhangi bir yanından geçmiyor ama günümüz Türkiye’sinde, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ise her türlü hayasızlığı, ahlaksızlığı olarak, ahlaksızlık ve hayatsızlık olarak görmüş oldukları bütün her şeyi günyüzüne çıkarmak için en ince ayrıntısına kadar soru soruyorlar. Ben daha fazla sözü uzatmayacağım. Özgürlük platformuan Hüseyin abim birkaç bir şey söylemek istedi. Kendisini sahneye davet ediyorum.
5. bölüm: Bölgeye yönelik genel sloganlar: “Yaşasın Bağımsız Doğu Türkistan!” ve “İşgalci Çin, Türkistan’dan Defol!”
Bu vakfın başta başkan olmak üzere Hasan Çapan diye biriymiş.Hasan Çapan sen kimin ekmeğini yedin? Hangi derenin suyunu içtin de Çin’e köpeklik yapıyorsun? Hizmet ediyorsun.
Bir de Çin’le yaptığın bu işbirliğini, bu alçaklığı bir vakıf adı altında yapıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Yani buna itiraz etmemiz lazım. Buna sesimizi yükseltmemiz lazım. Bugün kendisine vakıf diyen, vakıf başkanları, STK’lar, sivil toplum kuruluşları, aktivistler buna itiraz etmesi lazım. Böyle bir alçaklık vakıf adı altında yapılamaz.
Bu vakıf medeniyeti olan milletimize hakarettir.
Özgürlük nöbeti platformunun bir özelliği vardır. Aylardır meydanlarda katil soykırımcı İsrail’in işbirlikçilerini, onlara hizmet eden çifte vatandaş askerleri ifşalamaktadır. Bu işbirlikçilerin kapısına gitmektedir.
Şu anda da biz burada Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yanında olarak terör şebekesi İsrail’in siyonizmin kardeşi olan Çin devlet politikalarına karşı yine bir işbirlikçinin kapısına geldik.
Bakın buradan çok açık bir şekilde söylüyorum. Hasan Çapan, Türkiye Çin Dostluk Vakfı, bunların arkasındaki kişiler, buraya hizmet eden isimler.Bunları tek tek ifşa edeceğiz. Tek tek araştıracağız. Bu saatten sonra Türkiye’de doğup, özü Türk olup buranın ekmeğini yiyip bir de soydaşlarına ihanet eden hangi alçak varsa bunları kamuoyunun önüne atıp ifşa edeceğiz.
6. bölüm: Medya eleştirisinin zirve noktası: “Soykırıma Ortak Olma, Hakikati Yaz!”
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek. Ha elbet hesap verecek. Şimdi kıymetli arkadaşlar bu meselenin bir boyutu başka bir boyutu şu. Kendi ülkesindeyken kendi ülkesinde en ufak bir haber konusunda onlarca soru soran tırnak içerisinde araştırmacı gazetecilik yaptığını iddia edenler Çin’e gittikleri zaman gördüklerini anlatıyorlar. Ya siz nasıl insanlarsınız ya? Siz hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz ya? Sizin hiçbir etik değeriniz yok mu?
15:31
İşkencelerden, tecavüzlerden, tacizlerden, kaybolmalardan bahsediyor. Utanmıyor musunuz? Bunları gittiğinizde soramadınız mı? Kaç paralık adamlarsınız? Kaç para aldınız? Ne için bu alçaklığı yaptınız? Utanmadan geldiniz. Bir de şimdi burada Çin güzellemesi yapıyorsunuz.
Size çakallarla sofraya oturup masumlar hakkında konuşmaya fırsat vermeyeceğiz. Sizi rezil kepaz edeceğiz. Buna emin olun. Şimdi bu alçak gazetecilerin, sözde gazetecilerin soramadığı bazı sorular var. Bunları sormak istiyorum.
İşte burası hainlerin yuvası. İşte burası hainlerin yuvası. İşte burası hainlerin yuvası.
17:03
açıkça soruyorum. Bir Doğu Türkistan’da yaşayan dindaşlarımızın, soydaşlarımızın özgürce kimsenin baskısı ve gözetimi altında kalmadan özgürce yaşama hakkı var mıdır? 2. Doğu Türkistan halkı kendi milli, dini, kültürel varlığı ve birikimi doğrultusunda özgürce eğitim alma, eğitim verme, eğitim kurumları açma, dini kurslar açıp dinini öğrenme, milli kimliğini araştırma ve yaşatma hakkına sahip midir? Bu alçak satılmış gazetecilerin soramadığı soruları
6. Sizler kim oluyorsunuz da tarihi, kültürü, inancıyla köklü bir milleti tımar etmeye, eğitmeye, rehabilite etmeye hakkını kendinizde buluyorsunuz. Çin devletine sesleniyoruz. İşbirlikçilerine sesleniyoruz. Siz kimsiniz? Bir milleti eğitme iddiasında bulunuyorsunuz. Doğu Türkistan milleti,Uygur halkı kendini eğitebilecek kapasiteye, kendi kurumlarını, kendi siyasi örgütlenmesini, kendi devletini ortaya koyabilecek bir kapasiteye sahiptir. Türkistan bizimdir, bizim kalacak. Türkistan bizimdir, bizim kalacak. Türkistan bizimdir, bizim kalacak.
7. Doğu Türkistan’da uluslararası bağımsız kurum ve kuruluşlar basın ve aktivistlerin özgürce seyahat etmesi,
içerik üretmesi, çekim yapmasını neden engelliyorsunuz? Yüz binlerce mağduru neden gözden neden görmezden geliyorsunuz? kaybolan, kaçırılan, işkence gören, öldürülen, taciz ve tecavüze uğrayan, gece gündüz dijital ablukaya alınarak yaşamak zorunda kalan bir millete karşı, işlenen bu insanlık suçlarına karşı bugüne kadar atılan bir tane olumlu adım var mı? İşte bu sorular ve daha nicesi kendisine araştırmacı gazeteci diyen bu ayin işbirlikçiler tarafından Çin’e sorulmadı. Neden? Çünkü kalemlerini sattılar.
7. bölüm: Zulme karşı küresel çağrı: “Zulme Sessiz Kalma, Mazluma Ses Ol!”
İşgalci Çin, Türkistan’dan defol. İşgalci Kızılçin, Türkistan’dan def. İşgalci Kızılçin, Türkistan’dan defol. İşgalci Göz Çin, Türkistan’dan defol.
Şimdi e ben buraya gelmeden önce Türkiye Çin Dostluk Vakfına binaen bir paylaşım yapmıştım ve demiştim ki eee adınızdaki dostluk kelimesi de eğer samimiyseniz buyurun gelin sizinle müzakere etmeye ben hazırım demiştim. Zira biz Müslüman bir topluluğuz. Biz ahlaklı bir eee neslin yetiştirmiş olduğu insanlarız.
Dolayısıyla bu ahlaki değerlerimizi kaybetmedik ve size diyoruz ki gelin bir de Uygurları 30.000den fazla Uygur var şu an Türkiye’de. Özellikle İstanbul’da diyoruz ki gelin bir de bizden dinleyin ve bizim şöyle bir teklifimiz var. Eğer tabii sizin bu dostluk kelimesi altındaki niyetiniz samimiyse 3050 kişiyi biz buradan Çin’e gönderelim. Doğu Türkistan’a gönderelim.
Bunların vize konusunda yardımcısı olun. Bu arkadaşlar bir sonraki cuma namazını İtgah camisinde kılacaklar. Eğer ki dostluk kelimesinde samimiyseniz,eğer ki orada herhangi bir dini baskı yok diyorsanız, insanların din ve vicdan, milliyet hürriyeti ile ilgili herhangi bir sorun yaşamıyor diyorsanız buyurun gelin. Ben sizi bekliyorum.
Elimde 50 kişinin listesi var. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bunlar herhangi bir üniversite öğrencileri, emniyet personellerimizle de paylaşabiliriz bu konuyu. Herhangi bir sorun yok. Niyetinizle, adınızla ve yaptığınız işlerde samimiyseniz buyurun gelin sizleri görelim. Ha değilim diyorsanız da biz bununla şaşırılacak pek bir durum görmüyoruz açıkçası. Çünkü Çin’le işbirliği yapan kim varsa ahlaka dair herhangi bir şeyi hiçbirinde görmedik. Ahlaksızlığın her zaman bayrakçıları oldular. Peki siz onlardan mısınız değil misiniz? Türkiye Çin
Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapal size soruyorum. Eğer ahlaklı insansanız, eğer insanlığa dair herhangi bir zerra var ise sizde, size diyorum ki 50 tane öğrencimiz gidecekler ve orada önümüzdeki cuma İtgah Camisinde cuma namazı kılacaklar.Varsa buna yüreğin buyur gel seni bekliyorum. Yoksa ahlaka dair birtım şeyler öğrenmen
Eee, çok değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim, hepinize çok teşekkür ederiz. Eee, buraya kadar geldiğiniz ve bizimle birlikte durduğunuz için. E basın açıklamamız burada bitmiştir. Son olarak
son olarak eee şunları bağırmak istiyoruz.
8. bölüm: Kapanış ve eylemin ana sloganı: “Satılmış Kalemler Gerçeği Yazamaz!”
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Beşiktaş’taki Uygurların eyleminde basın özgürlüğü ve eleştiri sınırları tamamen aşıldı.
Protestoya katılan bazı aktivistler, Çin seyahatine giden Türk gazetecilere yönelik somut hiçbir kanıt sunmadan ‘Pekin’den para alıyorlar’ ve ‘Satılık’ şeklinde ağır hakaret ve ithamlar içeren pankartlar taşıdı.
Gazetecilerin mesleki onurunu hedef alan bu dövizler, eylemin barışçıl bir protestodan ziyade yasal sınırları zorlayan bir itham kampanyasına dönüştüğünün açık bir kanıtı oldu.”
Çin ziyareti gerçekleştiren Türk gazetecileri hedef alan eylem, sunulan kurgunun aksine sayısal yetersizliği ve kullanılan tehlikeli dil ile deşifre oldu.

İstanbul’da Yaşayan 30 Bin Kişilik Uygur Diasporasından sadece 40 Kişilik minik bir gurubun protesto Eylemine katılması dikkatleri çekti.
Eylemi organize eden yapıların kamuoyunda oluşturmaya çalıştığı “Tüm Uygurlar tek bir sesle protesto ediyor” algısı, sahadaki matematiksel gerçeklikle tamamen çöktü. Temsil Oranı Sadece %0.06: İstanbul genelinde Zeytinburnu ve Sefaköy başta olmak üzere yerleşik durumda olan tahmini 30.000 Uygur sığınmacı ve vatandaşı bulunmakta olduğu söylenmektedir.
Sahadaki Protesto eylemine Net Katılım :
Alanda görev alan emniyet mensupları, basın çalışanları ve meraklı yoldan geçenler arındırıldığında; döviz taşıyan ve slogan atan aktif sivil katılımcı sayısı yalnızca 40 ila 60 kişi arasında kalmıştır.
Bu da protestonun 30 bin kişilik devasa bir toplumu değil, marjinal ve belirli bir aktivist çekirdeği temsil ettiğini net bir şekilde kanıtlamaktadır.
Protestocu grupların bölge nüfusuna dair öne sürdüğü “30-35 milyon” iddiaları, resmi istatistikler ve bölgenin etnik çeşitliliği incelendiğinde bilimsel temelden uzak bir propaganda malzemesi olarak öne çıkıyor.
DoğuTürkistan’ın Resmi Nüfus Verileri:
Uluslararası kaynaklar ve resmi veriler, Şincan Uygur Özerk Bölgesi‘ndeki (Doğu Türkistan) toplam Uygur nüfusunun 11.5 ila 12 milyon arasında olduğunu göstermektedir.
13 Farklı Etnik Köken:
Bölge homojen bir yapıya sahip olmayıp ; Kazaklar, Kırgızlar, Huiler (Müslüman Çinliler), Moğollar ve Özbekler dahil olmak üzere resmi olarak tanınan 13 farklı yerleşik etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır. Diasporadaki radikal grupların aksine, bölgedeki diğer Türk ve Müslüman soylu halklar bu tür agresif eylemlere ve siyasi aktivizme destek vermemektedir.
SUÇUN İSPATI KAMERALARA YANSIDI: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE AĞIR HAKARET!
Araştırmacı gazeteciliğimizin yakaladığı en çarpıcı detaylar ise eylemde taşınan ve Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında açıkça suç unsuru barındıran pankartlar oldu.
İftira ve Hakaret Dövizleri:
Alanda açılan “Propaganda bedava değil, Pekin basın bürosu ne kadar veriyor“,
“Vicdanını satanlar” ve “Satılık” yazılı dövizler, mesleğini icra eden Türk gazetecilerine yönelik hiçbir somut delil sunulmadan yapılan aleni birer hakaret ve iftira (TCK m.125) suçudur.
Yasal Sınırlar Aşıldı:
Demokratik eleştiri hakkının arkasına saklanarak gazetecileri maddi çıkar karşılığı yabancı devlet fonu almakla suçlayan bu radikal dil, eylemin barışçıl bir basın açıklaması değil, hedef gösterme odaklı bir itibar suikastı olduğunu hukuken ispatlamaktadır.
Sloganlar ve Önemli Anlar:
01:58 – İlk toplu sloganlar: “Hainler Elbet Hesap Verecek!” ve zulme karşı duruş vurgusu.
06:56 – “Pekin Basın Bürosu Ne Kadar Veriyor?” ve vakıf önündeki ilk sert tepkiler.
08:15 – Gazeteciler hedef alınırken atılan sloganlar: “Vicdanını Satanlar, Zulmü Aklayamaz!”
11:29 – Bölgeye yönelik genel sloganlar: “Yaşasın Bağımsız Doğu Türkistan!” ve “İşgalci Çin, Türkistan’dan Defol!” 14:47 – Medya eleştirisinin zirve noktası: “Soykırıma Ortak Olma, Hakikati Yaz!”
20:15 – Zulme karşı küresel çağrı: “Zulme Sessiz Kalma, Mazluma Ses Ol!”
25:55 – Kapanış ve eylemin ana sloganı: “Satılmış Kalemler Gerçeği Yazamaz!”
PROTESTO EDİLEN VAKFIN ARKASINDAKİ JEOPOLİTİK GÜÇ VE DEV PROJELER
Uygur STK’larının ve aktivistlerin protesto etmek için Beşiktaş’taki Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nı ve kurucusu iş insanı Hasan Çapan’ı hedef seçmesi tesadüf değildir.
Kuşak ve Yol Hedefi: Çin’in küresel ticaret ağı olan “Kuşak ve Yol” projesinin Türkiye ayağındaki en kilit figürlerden birinin hedef alınması, bu eylemin sadece yerel bir basın açıklaması olmadığını göstermektedir.

Basın Halkın Müşterek sesidir . Haberlerimizde adı geçen kurum, kuruluş, Dernekler , STK’lar,Şirketler ve şahıslar Basın ahlak ilkeleri gereğince her zaman ihbar@vizyonege.com adresimizden bize ulaşarak cevap ve düzeltme haklarını kullanabilirler.
Bizim görevimiz haber yapmaktır . Tüm haberlerimizi belge ve ispata dayalı olarak kamuoyuna sunarız . Devletimizin ilgili kurumları da haberlerimizi inceleyerek, kanun ve yasalar çerçevesinde gereğini yerine getirir. Amacımız hiçbir şekilde Asla kurumlarımızı veya kişileri , Şirketleri ,Dernekleri, Vakıfları, STK’ları yıpratmak değildir .
Biz yalnızca görevimiz olarak halkın haber alma hakkını Bilgi ve Belgelere İspatlı bir şekilde yerine getiriyoruz.
Basın Ahlak İlkeleri gereğince , Haberde ağır iddialarla ismi geçen İlgili taraflar, cevap haklarını kullanmak veya konuyla ilgili resmi açıklamalarını iletmek için kurumsal iletişim kanallarımız üzerinden her zaman bize ulaşabilirler. Cesur Haber olarak, sadece iddiayı dile getiren tarafın değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına tüm tarafların sesini duyurmak mesleki sorumluluğumuzun bir parçasıdır.
© 2026 Cesur Haber Tv ve VizyonEge Haber – Gökhan Gülmez Tüm Hakları Saklıdır.
0:08 8 saniye Bugün burada tıpkı Filistin ve Sudan’da dünyanın gözü önünde yaşanmaya devam eden katliamlar gibi Doğu Türkistan’da da 10 yıllardır süren ve 2014 yılından bu yana tarihin en acımasız, en sistematik soykırımlarından birine dönüşen Çin mezalımını konuşmak için toplandık.
Amacımız bu soykırımı perdelemeyi hedefleyen ve gazetecilik etiğini heçe sayarak Çin destekli propaganda gezilerine alet olanlara karşı hakikati haykırmaktır. Çin yönetimi ve işbirlikçileri tarafından Türkiye’den bir grup gazeteci için önceden kurgulanmış Potemkin köyleri misali bir gezi düzenlenmiştir.
Oysa gazetecilik güçlünün megafonu olmak değil, mezlumun sesi olmaktır.
2. bölüm: İlk toplu sloganlar: “Hainler Elbet Hesap Verecek!” ve zulme karşı duruş vurgusu.
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek.
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek.
Eğer bu gazetecilerin Doğu Türkistan’a ve orada yaşananlara gerçekten bir ilgisi olsaydı, devlet protokolüyle
vitrin fabrikaları gezmeden önce dünyanın en büyük Doğu Türkistan diasporasına ev sahipliği yapan İstanbul’a bakarlardı.
3:05
Evrensel insan haklarını ve bağımsız habercilik onurunu ayaklar altına alan bu güdümlü algı operasyonunu şiddetli lenetliyor ve taleplerimizi ilan ediyoruz. Satılık kalemler gerçeği yazamaz.
Satılık kalemler gerçeği yazamaz. Satılık kalemler gerçeği yazamaz.
Satılık kalemler gerçeği yazamaz. Ya bu karanlık geziye katılarak insanlığa karşı işlenen suçları aklayan medya mensupları, Doğu Türkistan halkından ve kamplarda can verenlerin ailelerinden derhal kamuyu önünde özür dilemelerdir.
Gazetecilik ilkelerini, bir diktatörlüğün hizmetini sunan bu kişiler hakkında meslek örgütlerince kınama ve
Türkiye ticari ilişkileri uğruna soydaşlarının kanının pazarlık konusu yapılmasına müsaade etmemeli. Çin’in köle işçilikle ürettiği ürünlerin ülkemize girişiniengelleyerek acilen boykot ve yaptırım yasalarını hayata geçirmelidir.
Bazı gazetecilerin Doğu Türkistan’da terörle mücadele edildiğini iddia etmesi bizi derinden üzmüştür. Eğer DoğuTürkistan’da bir terörizm varsa 77 senedir devam eden işgal Çin bu teröristin ve terörün ta kendisidir.
Eğer biri terörizmle alakalı araştırma yapacaksa, konuşacaksa Çin’i araştırmalı. Çin hakkında konuşmalı.
Satılık kalemler Çin’e uşak olanlar.
Satılık kalemler Çiğne’e uşak olanlar satılık. Kalemler çiğne uşak olanlar.
Satırlık kalemler çiğne uşak olanlar.
Unutulmamalılardır ki gazetecilik gösterilerini tekrarlamak değil gizleneni ortaya çıkarmaktır. Zulmüövenler masum kanı dökenlerin suç ortağıdır.
Gerçekler sipariş edilmiş köşe yazılarıyla veya kurgulanmış seyaahetnamelerle asla örtülemeyecektir. Doğu Türkistan bağımsız olana dek hak ve adalet mücadelemiz her alanda en sert ve en tavussız şekilde devam edecektir.
6:27
“Pekin Basın Bürosu Ne Kadar Veriyor?” ve vakıf önündeki ilk sert tepkiler.
Bugün buraya geliş amacımız aslında Alela bir vakfı ziyaret değil. Kendisi Türkiye Çin Sözde dostluk Vakfı. Ancak kendi kardeşleri kanı üzerinden beslenen bir vampir sürüsü bunlar. Sebebi ise neden buraya geldiğimizin sebeplerinden en büyüğü de önümüzde duruyor. CGN Türk dediğimiz medya kanalı. Kendisi Çin devlet televizyonlarından biridir ve uluslararası medyada sürekli olarak
Çin’in propagandasını yapmakta. Doğu Türkistan’ın aleyhinde yazılar yazıp tezler yaz üretmektedir. Ancak bu işin
daha komik tarafı şu. Dostluk vakfı adı altında birtım gazetecileri Doğu Türkistan’a götürüp belli başlı yerleri sadece gezdiriyor. Akabinde geri geliyorlar ve kim propagandası yapıyorlar. Yani biz gazetecilik dediğimiz şeye aslında birazcık daha objektif bir perspektiften bakabilme olarak niteleyebiliriz.
Ancak ülkemizde ne zaman bir karışıklık olsa, ne zaman bir sorun yaşarsa en ince ayrıntısına kadar soru soran gazeteciler gidiyorlar Doğu Türkistan’a sadece orada kendi gördüklerini anlatıyorlar.
İstanbul’da 30.000den fazla Uygur Türkü var. Bir gün birinin yanına gelip soru sormamıştır. Buradan açık açık isim de verebilirim. Bunlardan biri İsmail
4. bölüm: Gazeteciler hedef alınırken atılan sloganlar: “Vicdanını Satanlar, Zulmü Aklayamaz!”
Saymaz. Bunlardan biri Özlem Gürses ve geldikleri an itibariyle söyledikleri tek şey mükemmel yemekler, akıllı fabrikalar. İnsanların ne yaşamış olduklarından bir haberler. Ancak bir haber olmadıklarında da geçtim. Hani burada Hüslüza Hanımla bunu söylüyorum.Çünkü bir insan düşünebildiği, hissedebildiği zaman insan olabiliyor.
Ancak onun haricinde herhangi bir domuzdan bir farkı yok.
Bu arkadaşların da eee insanlık duygularıyla birebir hasıl olduklarını zannetmiyorum. Çünkü öyle bir durum söz konusu olmuş olsaydı en azından en azından gazetecilik etiği dediğimiz bir şeye dikkat ederlerdi ve yapmaları gerekeni yaparlardı.
Önünde bulunmuş olduğumuz vakıf Hasan Çapan adında bir zatın vakfı. kendisi 20098’li yıllarda Doğu Türkistan’a gidiyor. Akabinde geldikten sonra Çin propagandası, pro Çinci olarak Türkiye’ye geliyor. Ve bu süreçte eee Doğu Türkistan’da herhangi bir sorunun yaşanmadığını, orada herkesin mutlu mesut bir şekilde yaşadığını defaatle söylüyor. Ve aynı zamanda bunların söylemine binaen de bazı gazeteciler de diyorlar ki orada teröristler var, terör örgütleri var. Türkistan İslam Partisi vesaire falan diye.
Hocam işin bir komik tarafı da şu. Çin’de en son yani Doğu Türkistan’da özür dilerim Doğu Türkistan’da en son silahlı vaka 2016 yılında gerçekleşiyor. 2016’dan sonrasında herhangi bir silahlı bir şey yok. Ama hala da gelip yıl olmuş 2026 aradan 10 yıl geçmiş. kendi hayallerinde üretmiş oldukları terör örgütleriyle insanları kandırıp akabinde dünyaya da bunu lanse ediyorlar ve hala sömürmeye de devam ediyorlar. Aynen.
Neyse bu sözle gazetecilerin aynı zamanda eee atayurdu olarak tanımlıyorlar gittikleri yeri. Ancak atayurdu olarak tanımlamasına rağmen orada eee sahte olarak kurgulanmış olan insanların mutluluklarını gelip buraya anlatıyorlar ve ataydu olarak tanımladıkları yerden geri döndüğünde keza aynı şekilde Çin propagandası yapmaya devam ediyorlar. Yani etik desen yok. ahlak desen yok.
Eee, gazeteciliğin herhangi bir yanından geçmiyor ama günümüz Türkiye’sinde, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ise her türlü hayasızlığı, ahlaksızlığı olarak, ahlaksızlık ve hayatsızlık olarak görmüş oldukları bütün her şeyi günyüzüne çıkarmak için en ince ayrıntısına kadar soru soruyorlar. Ben daha fazla sözü uzatmayacağım. Özgürlük platformuan Hüseyin abim birkaç bir şey söylemek istedi. Kendisini sahneye davet ediyorum.
5. bölüm: Bölgeye yönelik genel sloganlar: “Yaşasın Bağımsız Doğu Türkistan!” ve “İşgalci Çin, Türkistan’dan Defol!”
Bu vakfın başta başkan olmak üzere Hasan Çapan diye biriymiş.Hasan Çapan sen kimin ekmeğini yedin? Hangi derenin suyunu içtin de Çin’e köpeklik yapıyorsun? Hizmet ediyorsun.
Bir de Çin’le yaptığın bu işbirliğini, bu alçaklığı bir vakıf adı altında yapıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Yani buna itiraz etmemiz lazım. Buna sesimizi yükseltmemiz lazım. Bugün kendisine vakıf diyen, vakıf başkanları, STK’lar, sivil toplum kuruluşları, aktivistler buna itiraz etmesi lazım. Böyle bir alçaklık vakıf adı altında yapılamaz.
Bu vakıf medeniyeti olan milletimize hakarettir.
Özgürlük nöbeti platformunun bir özelliği vardır. Aylardır meydanlarda katil soykırımcı İsrail’in işbirlikçilerini, onlara hizmet eden çifte vatandaş askerleri ifşalamaktadır. Bu işbirlikçilerin kapısına gitmektedir.
Şu anda da biz burada Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yanında olarak terör şebekesi İsrail’in siyonizmin kardeşi olan Çin devlet politikalarına karşı yine bir işbirlikçinin kapısına geldik.
Bakın buradan çok açık bir şekilde söylüyorum. Hasan Çapan, Türkiye Çin Dostluk Vakfı, bunların arkasındaki kişiler, buraya hizmet eden isimler.Bunları tek tek ifşa edeceğiz. Tek tek araştıracağız. Bu saatten sonra Türkiye’de doğup, özü Türk olup buranın ekmeğini yiyip bir de soydaşlarına ihanet eden hangi alçak varsa bunları kamuoyunun önüne atıp ifşa edeceğiz.
6. bölüm: Medya eleştirisinin zirve noktası: “Soykırıma Ortak Olma, Hakikati Yaz!”
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek. Ha elbet hesap verecek. Şimdi kıymetli arkadaşlar bu meselenin bir boyutu başka bir boyutu şu. Kendi ülkesindeyken kendi ülkesinde en ufak bir haber konusunda onlarca soru soran tırnak içerisinde araştırmacı gazetecilik yaptığını iddia edenler Çin’e gittikleri zaman gördüklerini anlatıyorlar. Ya siz nasıl insanlarsınız ya? Siz hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz ya? Sizin hiçbir etik değeriniz yok mu?
15:31
İşkencelerden, tecavüzlerden, tacizlerden, kaybolmalardan bahsediyor. Utanmıyor musunuz? Bunları gittiğinizde soramadınız mı? Kaç paralık adamlarsınız? Kaç para aldınız? Ne için bu alçaklığı yaptınız? Utanmadan geldiniz. Bir de şimdi burada Çin güzellemesi yapıyorsunuz.
Size çakallarla sofraya oturup masumlar hakkında konuşmaya fırsat vermeyeceğiz. Sizi rezil kepaz edeceğiz. Buna emin olun. Şimdi bu alçak gazetecilerin, sözde gazetecilerin soramadığı bazı sorular var. Bunları sormak istiyorum.
İşte burası hainlerin yuvası. İşte burası hainlerin yuvası. İşte burası hainlerin yuvası.
17:03
açıkça soruyorum. Bir Doğu Türkistan’da yaşayan dindaşlarımızın, soydaşlarımızın özgürce kimsenin baskısı ve gözetimi altında kalmadan özgürce yaşama hakkı var mıdır? 2. Doğu Türkistan halkı kendi milli, dini, kültürel varlığı ve birikimi doğrultusunda özgürce eğitim alma, eğitim verme, eğitim kurumları açma, dini kurslar açıp dinini öğrenme, milli kimliğini araştırma ve yaşatma hakkına sahip midir? Bu alçak satılmış gazetecilerin soramadığı soruları
6. Sizler kim oluyorsunuz da tarihi, kültürü, inancıyla köklü bir milleti tımar etmeye, eğitmeye, rehabilite etmeye hakkını kendinizde buluyorsunuz. Çin devletine sesleniyoruz. İşbirlikçilerine sesleniyoruz. Siz kimsiniz? Bir milleti eğitme iddiasında bulunuyorsunuz. Doğu Türkistan milleti,Uygur halkı kendini eğitebilecek kapasiteye, kendi kurumlarını, kendi siyasi örgütlenmesini, kendi devletini ortaya koyabilecek bir kapasiteye sahiptir. Türkistan bizimdir, bizim kalacak. Türkistan bizimdir, bizim kalacak. Türkistan bizimdir, bizim kalacak.
7. Doğu Türkistan’da uluslararası bağımsız kurum ve kuruluşlar basın ve aktivistlerin özgürce seyahat etmesi,
içerik üretmesi, çekim yapmasını neden engelliyorsunuz? Yüz binlerce mağduru neden gözden neden görmezden geliyorsunuz? kaybolan, kaçırılan, işkence gören, öldürülen, taciz ve tecavüze uğrayan, gece gündüz dijital ablukaya alınarak yaşamak zorunda kalan bir millete karşı, işlenen bu insanlık suçlarına karşı bugüne kadar atılan bir tane olumlu adım var mı? İşte bu sorular ve daha nicesi kendisine araştırmacı gazeteci diyen bu ayin işbirlikçiler tarafından Çin’e sorulmadı. Neden? Çünkü kalemlerini sattılar.
7. bölüm: Zulme karşı küresel çağrı: “Zulme Sessiz Kalma, Mazluma Ses Ol!”
İşgalci Çin, Türkistan’dan defol. İşgalci Kızılçin, Türkistan’dan def. İşgalci Kızılçin, Türkistan’dan defol. İşgalci Göz Çin, Türkistan’dan defol.
Şimdi e ben buraya gelmeden önce Türkiye Çin Dostluk Vakfına binaen bir paylaşım yapmıştım ve demiştim ki eee adınızdaki dostluk kelimesi de eğer samimiyseniz buyurun gelin sizinle müzakere etmeye ben hazırım demiştim. Zira biz Müslüman bir topluluğuz. Biz ahlaklı bir eee neslin yetiştirmiş olduğu insanlarız.
Dolayısıyla bu ahlaki değerlerimizi kaybetmedik ve size diyoruz ki gelin bir de Uygurları 30.000den fazla Uygur var şu an Türkiye’de. Özellikle İstanbul’da diyoruz ki gelin bir de bizden dinleyin ve bizim şöyle bir teklifimiz var. Eğer tabii sizin bu dostluk kelimesi altındaki niyetiniz samimiyse 3050 kişiyi biz buradan Çin’e gönderelim. Doğu Türkistan’a gönderelim.
Bunların vize konusunda yardımcısı olun. Bu arkadaşlar bir sonraki cuma namazını İtgah camisinde kılacaklar. Eğer ki dostluk kelimesinde samimiyseniz,eğer ki orada herhangi bir dini baskı yok diyorsanız, insanların din ve vicdan, milliyet hürriyeti ile ilgili herhangi bir sorun yaşamıyor diyorsanız buyurun gelin. Ben sizi bekliyorum.
Elimde 50 kişinin listesi var. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bunlar herhangi bir üniversite öğrencileri, emniyet personellerimizle de paylaşabiliriz bu konuyu. Herhangi bir sorun yok. Niyetinizle, adınızla ve yaptığınız işlerde samimiyseniz buyurun gelin sizleri görelim. Ha değilim diyorsanız da biz bununla şaşırılacak pek bir durum görmüyoruz açıkçası. Çünkü Çin’le işbirliği yapan kim varsa ahlaka dair herhangi bir şeyi hiçbirinde görmedik. Ahlaksızlığın her zaman bayrakçıları oldular. Peki siz onlardan mısınız değil misiniz? Türkiye Çin
Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapal size soruyorum. Eğer ahlaklı insansanız, eğer insanlığa dair herhangi bir zerra var ise sizde, size diyorum ki 50 tane öğrencimiz gidecekler ve orada önümüzdeki cuma İtgah Camisinde cuma namazı kılacaklar.Varsa buna yüreğin buyur gel seni bekliyorum. Yoksa ahlaka dair birtım şeyler öğrenmen
Eee, çok değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim, hepinize çok teşekkür ederiz. Eee, buraya kadar geldiğiniz ve bizimle birlikte durduğunuz için. E basın açıklamamız burada bitmiştir. Son olarak
son olarak eee şunları bağırmak istiyoruz.
8. bölüm: Kapanış ve eylemin ana sloganı: “Satılmış Kalemler Gerçeği Yazamaz!”
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.Beşiktaş’taki Uygurların eyleminde basın özgürlüğü ve eleştiri sınırları tamamen aşıldı.
Protestoya katılan bazı aktivistler, Çin seyahatine giden Türk gazetecilere yönelik somut hiçbir kanıt sunmadan ‘Pekin’den para alıyorlar’ ve ‘Satılık’ şeklinde ağır hakaret ve ithamlar içeren pankartlar taşıdı.
Gazetecilerin mesleki onurunu hedef alan bu dövizler, eylemin barışçıl bir protestodan ziyade yasal sınırları zorlayan bir itham kampanyasına dönüştüğünün açık bir kanıtı oldu.”
Çin ziyareti gerçekleştiren Türk gazetecileri hedef alan eylem, sunulan kurgunun aksine sayısal yetersizliği ve kullanılan tehlikeli dil ile deşifre oldu.

İstanbul’da Yaşayan 30 Bin Kişilik Uygur Diasporasından sadece 40 Kişilik minik bir gurubun protesto Eylemine katılması dikkatleri çekti.
Eylemi organize eden yapıların kamuoyunda oluşturmaya çalıştığı “Tüm Uygurlar tek bir sesle protesto ediyor” algısı, sahadaki matematiksel gerçeklikle tamamen çöktü. Temsil Oranı Sadece %0.06: İstanbul genelinde Zeytinburnu ve Sefaköy başta olmak üzere yerleşik durumda olan tahmini 30.000 Uygur sığınmacı ve vatandaşı bulunmakta olduğu söylenmektedir.
Sahadaki Protesto eylemine Net Katılım :
Alanda görev alan emniyet mensupları, basın çalışanları ve meraklı yoldan geçenler arındırıldığında; döviz taşıyan ve slogan atan aktif sivil katılımcı sayısı yalnızca 40 ila 60 kişi arasında kalmıştır.
Bu da protestonun 30 bin kişilik devasa bir toplumu değil, marjinal ve belirli bir aktivist çekirdeği temsil ettiğini net bir şekilde kanıtlamaktadır.
DOĞU TÜRKİSTAN DEMOGRAFİSİNDEKİ SAKLANAN GERÇEKLER
Protestocu grupların bölge nüfusuna dair öne sürdüğü “30-35 milyon” iddiaları, resmi istatistikler ve bölgenin etnik çeşitliliği incelendiğinde bilimsel temelden uzak bir propaganda malzemesi olarak öne çıkıyor.
DoğuTürkistan’ın Resmi Nüfus Verileri:
Uluslararası kaynaklar ve resmi veriler, Şincan Uygur Özerk Bölgesi‘ndeki (Doğu Türkistan) toplam Uygur nüfusunun 11.5 ila 12 milyon arasında olduğunu göstermektedir.
13 Farklı Etnik Köken:
Bölge homojen bir yapıya sahip olmayıp ; Kazaklar, Kırgızlar, Huiler (Müslüman Çinliler), Moğollar ve Özbekler dahil olmak üzere resmi olarak tanınan 13 farklı yerleşik etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır. Diasporadaki radikal grupların aksine, bölgedeki diğer Türk ve Müslüman soylu halklar bu tür agresif eylemlere ve siyasi aktivizme destek vermemektedir.
SUÇUN İSPATI KAMERALARA YANSIDI: BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE AĞIR HAKARET!
Araştırmacı gazeteciliğimizin yakaladığı en çarpıcı detaylar ise eylemde taşınan ve Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında açıkça suç unsuru barındıran pankartlar oldu.
İftira ve Hakaret Dövizleri:
Alanda açılan “Propaganda bedava değil, Pekin basın bürosu ne kadar veriyor“,
“Vicdanını satanlar” ve “Satılık” yazılı dövizler, mesleğini icra eden Türk gazetecilerine yönelik hiçbir somut delil sunulmadan yapılan aleni birer hakaret ve iftira (TCK m.125) suçudur.
Yasal Sınırlar Aşıldı:
Demokratik eleştiri hakkının arkasına saklanarak gazetecileri maddi çıkar karşılığı yabancı devlet fonu almakla suçlayan bu radikal dil, eylemin barışçıl bir basın açıklaması değil, hedef gösterme odaklı bir itibar suikastı olduğunu hukuken ispatlamaktadır.
Sloganlar ve Önemli Anlar:
01:58 – İlk toplu sloganlar: “Hainler Elbet Hesap Verecek!” ve zulme karşı duruş vurgusu.
06:56 – “Pekin Basın Bürosu Ne Kadar Veriyor?” ve vakıf önündeki ilk sert tepkiler.
08:15 – Gazeteciler hedef alınırken atılan sloganlar: “Vicdanını Satanlar, Zulmü Aklayamaz!”
11:29 – Bölgeye yönelik genel sloganlar: “Yaşasın Bağımsız Doğu Türkistan!” ve “İşgalci Çin, Türkistan’dan Defol!”
14:47 – Medya eleştirisinin zirve noktası: “Soykırıma Ortak Olma, Hakikati Yaz!”
20:15 – Zulme karşı küresel çağrı: “Zulme Sessiz Kalma, Mazluma Ses Ol!”
25:55 – Kapanış ve eylemin ana sloganı: “Satılmış Kalemler Gerçeği Yazamaz!”
PROTESTO EDİLEN VAKFIN ARKASINDAKİ JEOPOLİTİK GÜÇ VE DEV PROJELER
Uygur STK’larının ve aktivistlerin protesto etmek için Beşiktaş’taki Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nı ve kurucusu iş insanı Hasan Çapan’ı hedef seçmesi tesadüf değildir.
Kuşak ve Yol Hedefi: Çin’in küresel ticaret ağı olan “Kuşak ve Yol” projesinin Türkiye ayağındaki en kilit figürlerden birinin hedef alınması, bu eylemin sadece yerel bir basın açıklaması olmadığını göstermektedir.
Basın Halkın Müşterek sesidir . Haberlerimizde adı geçen kurum, kuruluş, Dernekler , STK’lar,Şirketler ve şahıslar Basın ahlak ilkeleri gereğince her zaman ihbar@vizyonege.com adresimizden bize ulaşarak cevap ve düzeltme haklarını kullanabilirler.
Bizim görevimiz haber yapmaktır . Tüm haberlerimizi belge ve ispata dayalı olarak kamuoyuna sunarız . Devletimizin ilgili kurumları da haberlerimizi inceleyerek, kanun ve yasalar çerçevesinde gereğini yerine getirir. Amacımız hiçbir şekilde Asla kurumlarımızı veya kişileri , Şirketleri ,Dernekleri, Vakıfları, STK’ları yıpratmak değildir .
Biz yalnızca görevimiz olarak halkın haber alma hakkını Bilgi ve Belgelere İspatlı bir şekilde yerine getiriyoruz.
Basın Ahlak İlkeleri gereğince , Haberde ağır iddialarla ismi geçen İlgili taraflar, cevap haklarını kullanmak veya konuyla ilgili resmi açıklamalarını iletmek için kurumsal iletişim kanallarımız üzerinden her zaman bize ulaşabilirler. Cesur Haber olarak, sadece iddiayı dile getiren tarafın değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına tüm tarafların sesini duyurmak mesleki sorumluluğumuzun bir parçasıdır.
© 2026 Cesur Haber Tv ve VizyonEge Haber – Gökhan Gülmez Tüm Hakları Saklıdır.
0:08 8 saniye Bugün burada tıpkı Filistin ve Sudan’da dünyanın gözü önünde yaşanmaya devam eden katliamlar gibi Doğu Türkistan’da da 10 yıllardır süren ve 2014 yılından bu yana tarihin en acımasız, en sistematik soykırımlarından birine dönüşen Çin mezalımını konuşmak için toplandık.
Amacımız bu soykırımı perdelemeyi hedefleyen ve gazetecilik etiğini heçe sayarak Çin destekli propaganda gezilerine alet olanlara karşı hakikati haykırmaktır. Çin yönetimi ve işbirlikçileri tarafından Türkiye’den bir grup gazeteci için önceden kurgulanmış Potemkin köyleri misali bir gezi düzenlenmiştir.
Oysa gazetecilik güçlünün megafonu olmak değil, mezlumun sesi olmaktır.
2. bölüm: İlk toplu sloganlar: “Hainler Elbet Hesap Verecek!” ve zulme karşı duruş vurgusu.
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek.
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek.
Eğer bu gazetecilerin Doğu Türkistan’a ve orada yaşananlara gerçekten bir ilgisi olsaydı, devlet protokolüyle
vitrin fabrikaları gezmeden önce dünyanın en büyük Doğu Türkistan diasporasına ev sahipliği yapan İstanbul’a bakarlardı.
3:05
Evrensel insan haklarını ve bağımsız habercilik onurunu ayaklar altına alan bu güdümlü algı operasyonunu şiddetli lenetliyor ve taleplerimizi ilan ediyoruz. Satılık kalemler gerçeği yazamaz.
Satılık kalemler gerçeği yazamaz. Satılık kalemler gerçeği yazamaz.
Satılık kalemler gerçeği yazamaz. Ya bu karanlık geziye katılarak insanlığa karşı işlenen suçları aklayan medya mensupları, Doğu Türkistan halkından ve kamplarda can verenlerin ailelerinden derhal kamuyu önünde özür dilemelerdir.
Gazetecilik ilkelerini, bir diktatörlüğün hizmetini sunan bu kişiler hakkında meslek örgütlerince kınama ve
Türkiye ticari ilişkileri uğruna soydaşlarının kanının pazarlık konusu yapılmasına müsaade etmemeli. Çin’in köle işçilikle ürettiği ürünlerin ülkemize girişiniengelleyerek acilen boykot ve yaptırım yasalarını hayata geçirmelidir.
Bazı gazetecilerin Doğu Türkistan’da terörle mücadele edildiğini iddia etmesi bizi derinden üzmüştür. Eğer DoğuTürkistan’da bir terörizm varsa 77 senedir devam eden işgal Çin bu teröristin ve terörün ta kendisidir.
Eğer biri terörizmle alakalı araştırma yapacaksa, konuşacaksa Çin’i araştırmalı. Çin hakkında konuşmalı.
Satılık kalemler Çin’e uşak olanlar.
Satılık kalemler Çiğne’e uşak olanlar satılık. Kalemler çiğne uşak olanlar.
Satırlık kalemler çiğne uşak olanlar.
Unutulmamalılardır ki gazetecilik gösterilerini tekrarlamak değil gizleneni ortaya çıkarmaktır. Zulmüövenler masum kanı dökenlerin suç ortağıdır.
Gerçekler sipariş edilmiş köşe yazılarıyla veya kurgulanmış seyaahetnamelerle asla örtülemeyecektir. Doğu Türkistan bağımsız olana dek hak ve adalet mücadelemiz her alanda en sert ve en tavussız şekilde devam edecektir.
6:27
“Pekin Basın Bürosu Ne Kadar Veriyor?” ve vakıf önündeki ilk sert tepkiler.
Bugün buraya geliş amacımız aslında Alela bir vakfı ziyaret değil. Kendisi Türkiye Çin Sözde dostluk Vakfı. Ancak kendi kardeşleri kanı üzerinden beslenen bir vampir sürüsü bunlar. Sebebi ise neden buraya geldiğimizin sebeplerinden en büyüğü de önümüzde duruyor. CGN Türk dediğimiz medya kanalı. Kendisi Çin devlet televizyonlarından biridir ve uluslararası medyada sürekli olarak
Çin’in propagandasını yapmakta. Doğu Türkistan’ın aleyhinde yazılar yazıp tezler yaz üretmektedir. Ancak bu işin
daha komik tarafı şu. Dostluk vakfı adı altında birtım gazetecileri Doğu Türkistan’a götürüp belli başlı yerleri sadece gezdiriyor. Akabinde geri geliyorlar ve kim propagandası yapıyorlar. Yani biz gazetecilik dediğimiz şeye aslında birazcık daha objektif bir perspektiften bakabilme olarak niteleyebiliriz.
Ancak ülkemizde ne zaman bir karışıklık olsa, ne zaman bir sorun yaşarsa en ince ayrıntısına kadar soru soran gazeteciler gidiyorlar Doğu Türkistan’a sadece orada kendi gördüklerini anlatıyorlar.
İstanbul’da 30.000den fazla Uygur Türkü var. Bir gün birinin yanına gelip soru sormamıştır. Buradan açık açık isim de verebilirim. Bunlardan biri İsmail
4. bölüm: Gazeteciler hedef alınırken atılan sloganlar: “Vicdanını Satanlar, Zulmü Aklayamaz!”
Saymaz. Bunlardan biri Özlem Gürses ve geldikleri an itibariyle söyledikleri tek şey mükemmel yemekler, akıllı fabrikalar. İnsanların ne yaşamış olduklarından bir haberler. Ancak bir haber olmadıklarında da geçtim. Hani burada Hüslüza Hanımla bunu söylüyorum.Çünkü bir insan düşünebildiği, hissedebildiği zaman insan olabiliyor.
Ancak onun haricinde herhangi bir domuzdan bir farkı yok.
Bu arkadaşların da eee insanlık duygularıyla birebir hasıl olduklarını zannetmiyorum. Çünkü öyle bir durum söz konusu olmuş olsaydı en azından en azından gazetecilik etiği dediğimiz bir şeye dikkat ederlerdi ve yapmaları gerekeni yaparlardı.
Önünde bulunmuş olduğumuz vakıf Hasan Çapan adında bir zatın vakfı. kendisi 20098’li yıllarda Doğu Türkistan’a gidiyor. Akabinde geldikten sonra Çin propagandası, pro Çinci olarak Türkiye’ye geliyor. Ve bu süreçte eee Doğu Türkistan’da herhangi bir sorunun yaşanmadığını, orada herkesin mutlu mesut bir şekilde yaşadığını defaatle söylüyor. Ve aynı zamanda bunların söylemine binaen de bazı gazeteciler de diyorlar ki orada teröristler var, terör örgütleri var. Türkistan İslam Partisi vesaire falan diye.
Hocam işin bir komik tarafı da şu. Çin’de en son yani Doğu Türkistan’da özür dilerim Doğu Türkistan’da en son silahlı vaka 2016 yılında gerçekleşiyor. 2016’dan sonrasında herhangi bir silahlı bir şey yok. Ama hala da gelip yıl olmuş 2026 aradan 10 yıl geçmiş. kendi hayallerinde üretmiş oldukları terör örgütleriyle insanları kandırıp akabinde dünyaya da bunu lanse ediyorlar ve hala sömürmeye de devam ediyorlar. Aynen.
Neyse bu sözle gazetecilerin aynı zamanda eee atayurdu olarak tanımlıyorlar gittikleri yeri. Ancak atayurdu olarak tanımlamasına rağmen orada eee sahte olarak kurgulanmış olan insanların mutluluklarını gelip buraya anlatıyorlar ve ataydu olarak tanımladıkları yerden geri döndüğünde keza aynı şekilde Çin propagandası yapmaya devam ediyorlar. Yani etik desen yok. ahlak desen yok.
Eee, gazeteciliğin herhangi bir yanından geçmiyor ama günümüz Türkiye’sinde, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ise her türlü hayasızlığı, ahlaksızlığı olarak, ahlaksızlık ve hayatsızlık olarak görmüş oldukları bütün her şeyi günyüzüne çıkarmak için en ince ayrıntısına kadar soru soruyorlar. Ben daha fazla sözü uzatmayacağım. Özgürlük platformuan Hüseyin abim birkaç bir şey söylemek istedi. Kendisini sahneye davet ediyorum.
5. bölüm: Bölgeye yönelik genel sloganlar: “Yaşasın Bağımsız Doğu Türkistan!” ve “İşgalci Çin, Türkistan’dan Defol!”
Bu vakfın başta başkan olmak üzere Hasan Çapan diye biriymiş.Hasan Çapan sen kimin ekmeğini yedin? Hangi derenin suyunu içtin de Çin’e köpeklik yapıyorsun? Hizmet ediyorsun.
Bir de Çin’le yaptığın bu işbirliğini, bu alçaklığı bir vakıf adı altında yapıyorsun. Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Yani buna itiraz etmemiz lazım. Buna sesimizi yükseltmemiz lazım. Bugün kendisine vakıf diyen, vakıf başkanları, STK’lar, sivil toplum kuruluşları, aktivistler buna itiraz etmesi lazım. Böyle bir alçaklık vakıf adı altında yapılamaz.
Bu vakıf medeniyeti olan milletimize hakarettir.
Özgürlük nöbeti platformunun bir özelliği vardır. Aylardır meydanlarda katil soykırımcı İsrail’in işbirlikçilerini, onlara hizmet eden çifte vatandaş askerleri ifşalamaktadır. Bu işbirlikçilerin kapısına gitmektedir.
Şu anda da biz burada Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin yanında olarak terör şebekesi İsrail’in siyonizmin kardeşi olan Çin devlet politikalarına karşı yine bir işbirlikçinin kapısına geldik.
Bakın buradan çok açık bir şekilde söylüyorum. Hasan Çapan, Türkiye Çin Dostluk Vakfı, bunların arkasındaki kişiler, buraya hizmet eden isimler.Bunları tek tek ifşa edeceğiz. Tek tek araştıracağız. Bu saatten sonra Türkiye’de doğup, özü Türk olup buranın ekmeğini yiyip bir de soydaşlarına ihanet eden hangi alçak varsa bunları kamuoyunun önüne atıp ifşa edeceğiz.
6. bölüm: Medya eleştirisinin zirve noktası: “Soykırıma Ortak Olma, Hakikati Yaz!”
Hainler elbet hesap verecek. Hainler elbet hesap verecek. Ha elbet hesap verecek. Şimdi kıymetli arkadaşlar bu meselenin bir boyutu başka bir boyutu şu. Kendi ülkesindeyken kendi ülkesinde en ufak bir haber konusunda onlarca soru soran tırnak içerisinde araştırmacı gazetecilik yaptığını iddia edenler Çin’e gittikleri zaman gördüklerini anlatıyorlar. Ya siz nasıl insanlarsınız ya? Siz hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz ya? Sizin hiçbir etik değeriniz yok mu?
15:31
İşkencelerden, tecavüzlerden, tacizlerden, kaybolmalardan bahsediyor. Utanmıyor musunuz? Bunları gittiğinizde soramadınız mı? Kaç paralık adamlarsınız? Kaç para aldınız? Ne için bu alçaklığı yaptınız? Utanmadan geldiniz. Bir de şimdi burada Çin güzellemesi yapıyorsunuz.
Size çakallarla sofraya oturup masumlar hakkında konuşmaya fırsat vermeyeceğiz. Sizi rezil kepaz edeceğiz. Buna emin olun. Şimdi bu alçak gazetecilerin, sözde gazetecilerin soramadığı bazı sorular var. Bunları sormak istiyorum.
İşte burası hainlerin yuvası. İşte burası hainlerin yuvası. İşte burası hainlerin yuvası.
17:03
açıkça soruyorum. Bir Doğu Türkistan’da yaşayan dindaşlarımızın, soydaşlarımızın özgürce kimsenin baskısı ve gözetimi altında kalmadan özgürce yaşama hakkı var mıdır? 2. Doğu Türkistan halkı kendi milli, dini, kültürel varlığı ve birikimi doğrultusunda özgürce eğitim alma, eğitim verme, eğitim kurumları açma, dini kurslar açıp dinini öğrenme, milli kimliğini araştırma ve yaşatma hakkına sahip midir? Bu alçak satılmış gazetecilerin soramadığı soruları
6. Sizler kim oluyorsunuz da tarihi, kültürü, inancıyla köklü bir milleti tımar etmeye, eğitmeye, rehabilite etmeye hakkını kendinizde buluyorsunuz. Çin devletine sesleniyoruz. İşbirlikçilerine sesleniyoruz. Siz kimsiniz? Bir milleti eğitme iddiasında bulunuyorsunuz. Doğu Türkistan milleti,Uygur halkı kendini eğitebilecek kapasiteye, kendi kurumlarını, kendi siyasi örgütlenmesini, kendi devletini ortaya koyabilecek bir kapasiteye sahiptir. Türkistan bizimdir, bizim kalacak. Türkistan bizimdir, bizim kalacak. Türkistan bizimdir, bizim kalacak.
7. Doğu Türkistan’da uluslararası bağımsız kurum ve kuruluşlar basın ve aktivistlerin özgürce seyahat etmesi,
içerik üretmesi, çekim yapmasını neden engelliyorsunuz? Yüz binlerce mağduru neden gözden neden görmezden geliyorsunuz? kaybolan, kaçırılan, işkence gören, öldürülen, taciz ve tecavüze uğrayan, gece gündüz dijital ablukaya alınarak yaşamak zorunda kalan bir millete karşı, işlenen bu insanlık suçlarına karşı bugüne kadar atılan bir tane olumlu adım var mı? İşte bu sorular ve daha nicesi kendisine araştırmacı gazeteci diyen bu ayin işbirlikçiler tarafından Çin’e sorulmadı. Neden? Çünkü kalemlerini sattılar.
7. bölüm: Zulme karşı küresel çağrı: “Zulme Sessiz Kalma, Mazluma Ses Ol!”
İşgalci Çin, Türkistan’dan defol. İşgalci Kızılçin, Türkistan’dan def. İşgalci Kızılçin, Türkistan’dan defol. İşgalci Göz Çin, Türkistan’dan defol.
Şimdi e ben buraya gelmeden önce Türkiye Çin Dostluk Vakfına binaen bir paylaşım yapmıştım ve demiştim ki eee adınızdaki dostluk kelimesi de eğer samimiyseniz buyurun gelin sizinle müzakere etmeye ben hazırım demiştim. Zira biz Müslüman bir topluluğuz. Biz ahlaklı bir eee neslin yetiştirmiş olduğu insanlarız.
Dolayısıyla bu ahlaki değerlerimizi kaybetmedik ve size diyoruz ki gelin bir de Uygurları 30.000den fazla Uygur var şu an Türkiye’de. Özellikle İstanbul’da diyoruz ki gelin bir de bizden dinleyin ve bizim şöyle bir teklifimiz var. Eğer tabii sizin bu dostluk kelimesi altındaki niyetiniz samimiyse 3050 kişiyi biz buradan Çin’e gönderelim. Doğu Türkistan’a gönderelim.
Bunların vize konusunda yardımcısı olun. Bu arkadaşlar bir sonraki cuma namazını İtgah camisinde kılacaklar. Eğer ki dostluk kelimesinde samimiyseniz,eğer ki orada herhangi bir dini baskı yok diyorsanız, insanların din ve vicdan, milliyet hürriyeti ile ilgili herhangi bir sorun yaşamıyor diyorsanız buyurun gelin. Ben sizi bekliyorum.
Elimde 50 kişinin listesi var. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bunlar herhangi bir üniversite öğrencileri, emniyet personellerimizle de paylaşabiliriz bu konuyu. Herhangi bir sorun yok. Niyetinizle, adınızla ve yaptığınız işlerde samimiyseniz buyurun gelin sizleri görelim. Ha değilim diyorsanız da biz bununla şaşırılacak pek bir durum görmüyoruz açıkçası. Çünkü Çin’le işbirliği yapan kim varsa ahlaka dair herhangi bir şeyi hiçbirinde görmedik. Ahlaksızlığın her zaman bayrakçıları oldular. Peki siz onlardan mısınız değil misiniz? Türkiye Çin
Dostluk Vakfı Başkanı Hasan Çapal size soruyorum. Eğer ahlaklı insansanız, eğer insanlığa dair herhangi bir zerra var ise sizde, size diyorum ki 50 tane öğrencimiz gidecekler ve orada önümüzdeki cuma İtgah Camisinde cuma namazı kılacaklar.Varsa buna yüreğin buyur gel seni bekliyorum. Yoksa ahlaka dair birtım şeyler öğrenmen
Eee, çok değerli basın mensupları, kıymetli kardeşlerim, hepinize çok teşekkür ederiz. Eee, buraya kadar geldiğiniz ve bizimle birlikte durduğunuz için. E basın açıklamamız burada bitmiştir. Son olarak
son olarak eee şunları bağırmak istiyoruz.
8. bölüm: Kapanış ve eylemin ana sloganı: “Satılmış Kalemler Gerçeği Yazamaz!”
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.
Satılmış kalemler gerçeği yazamaz.








YORUM YAZ