Türkiye’de “mağdur” rolü oynayan, uluslararası arenada ise bağlı oldukları odakların çıkarları için her türlü manipülasyona başvuran radikal Uygur gruplar, şimdi de FIFA Dünya Kupası’nı bir propaganda sahasına çevirdi.
MAĞDURİYET ZIRHININ ARKASINDAKİ KİRLİ AJANDA
Türkiye’nin misafirperverliğini ve huzurlu ortamını suiistimal eden 500-1000 kişilik “profesyonel eylemci” grubu, artık sınırları aştı.
Yandaki Facebook DoğuTürkistan Uygur Türkleri sayfasından alınan “Ekran görüntüsünin incelenmesinden de anlaşılacağı üzere , FIFA‘nın tüm dünyada istisnasız uyguladığı “siyasi sembol yasağını”, kendi davalarına yönelik bir “sansür” gibi sunarak küresel bir mağduriyet tiyatrosu sahneliyorlar.
Neden FIFA Kuralları Değil de “Doğu Türkistan Sansürü”?
FIFA’nın stadyum kuralları, sadece Uygurlara özel değil ; dünyanın her yerinden gelen binlerce taraftarın huzur ve tarafsızlık içinde maç izlemesi için konulmuş evrensel bir kuraldır. Ancak bu grup, kuralları bildikleri halde bayrak açıyor, görevliler müdahale ettiğinde ise bunu hemen “ABD’de özgürlükler katledildi” diyerek propaganda malzemesine dönüştürüyorlar. Amaçları asla “doğru”yu bulmak değil, her an her yerde “mağduruz” diye bağırmak.
EFENDİSİNİ BİLE SATANLAR: İSTİKRARSIZLIĞIN İSMİ!
Beyaz Saray’da haftalık veya aylık rutinlerle “talimat” alışverişi yapan, Dünya Uygur Kurultayı kurucusu ve eski Başkanı Rabia Kadir ve ABD’de bulunan Fetö Terör örgütüyle bağlantılı olduklerı bilinen Bazı Uygur Diasporası tarafından yönlendirmesiyle hareket eden bu yapılar için hiçbir “dostluk” baki değildir.
Bugün ABD’den destek alıp, Beyaz Saray koridorlarında “demokrasi havarisi” rolü oynayan bu gruplar, yarın kendi çıkarları veya yeni fon sağlayıcıları için aynı ABD’yi “haksızlık yapmakla” suçlamaktan çekinmiyorlar.
Siyasi Ajanda: Bugün “Dünya demokrasisinin beşiği” dedikleri ABD’yi, yarın kendi radikal ajandalarına uymadığında “sansürcü” ilan etmeleri, aslında bu yapıların kimseye sadık olmadığının kanıtıdır.
İkili Oynama: Hem ABD’nin gölgesinde siyaset yapıp hem de okyanus ötesinin kurallarına “diktatörlük” yakıştırması yapmak, bu grupların temel stratejisidir. Kendilerini “stratejik ortak” değil, “her an her tarafı karıştırabilecek birer siyasi enstrüman” olarak konumlandırıyorlar.
TÜRKİYE’NİN VE HUZURLU UYGUR KARDEŞLERİMİZİN SABRI TAŞTI!
Türkiye’de yasalara uyan, ailesiyle huzurla yaşayan 35 bin Uygur kardeşlerimiz, bu radikal azınlığın yaptığı eylemlerden dolayı zan altında kalmaktan bıktı. Bu gruplar, Türkiye’deki huzuru bozmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi soydaşlarını da “dış mihrakların maşası” konumuna düşürüyorlar.
BİZ SORUYORUZ:
Beyaz Saray’da kapalı kapılar ardında hangi pazarlıkları yapıyorsunuz?
ABD’den aldığınız fonlarla bu “mağduriyet tiyatrosunu” kaç dolara sahneliyorsunuz?
Yarın çıkarlarınız değiştiğinde, bugün “demokrasinin beşiği” dediğiniz ABD’ye karşı hangi “mağduriyet” oyununu kuracaksınız?
YORUM YAZ