Cesur Haber TV - Canlı ve Sesli Yayın Üssü

Translate

İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' davasında 'salon düzeni' krizi

YAYIN TARİHİ: Mart 16, 2026

 İSTANBULMarmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülmesi planlanan ve kamuoyunda "Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" davası olarak bilinen davanın beşinci oturumu, salon düzeninde yaşanan gerginlik nedeniyle yapılamadı. CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer’in avukat sıralarından kalkmayı reddetmesi üzerine mahkeme başkanı duruşmayı yarına erteledi.

107’si tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı davanın bugünkü celsesi, usul tartışmalarıyla başladı. Tutuklu sanıkların salona alınmasının ardından kürsüye çıkan mahkeme başkanı, avukatlara ayrılan bölümde oturan CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer’in, dosyada vekaleti bulunmadığı gerekçesiyle izleyici bölümüne geçmesini istedi.

"Gelin Zorla Çıkarın"

Mahkeme başkanının uyarılarına uymayan Özer, önünde iddianamenin açık olduğunu ve not aldığını belirterek yerinden kalkmayacağını ifade etti. Gerginliğin tırmanması üzerine Özer'in, "Gelin, zorla çıkarın beni" şeklinde karşılık vermesi üzerine mahkeme heyeti salonu terk etti. Kısa bir aranın ardından kararını açıklayan mahkeme başkanı, salon düzeninin sağlanamadığı gerekçesiyle duruşmayı yarına ertelediğini duyurdu.

Güvenlik Tedbirleri Artırılıyor

Yaşanan krizin ardından İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamanın sağlıklı yürütülebilmesi adına radikal kararlar aldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılan müzekkerede, bir sonraki oturum itibarıyla salona girişlerin sınırlandırılması talep edildi.

Yeni düzenlemeye göre duruşma salonuna yalnızca şu kişiler alınacak:

  • Sanıklar ve müdafileri,

  • Müştekiler ve vekilleri,

  • Basın mensupları,

  • Tutuklu sanıkların birinci ve ikinci derece yakınları.

Jandarmaya Talimat Verildi

Mahkemenin talebi doğrultusunda harekete geçen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na resmi yazı göndererek yerleşke çevresinde ve salon girişinde güvenlik önlemlerinin artırılmasını istedi.

Yarınki oturumun, sanık Ümit Polat’ın çapraz sorgusu ve avukat savunmalarıyla devam etmesi bekleniyor.

Hukukçular ve siyasi analizciler, CHP Milletvekili Turan Taşkın Özer’in mahkeme salonundaki bu tavrını farklı açılardan değerlendirmektedir. Bu tür olaylarda hedeflenen temel amaçlar genellikle şu başlıklar altında toplanır:

1. Yargılamanın Usulüne ve Tarafsızlığına İtiraz

Milletvekilleri, özellikle hukukçu kimlikleri varsa (Turan Taşkın Özer de bir avukattır), duruşma salonlarındaki yerleşim düzenini veya mahkeme başkanının müdahalelerini "yargılama usulüne aykırı" veya "keyfi" olarak niteleyebilirler. "Gelin zorla çıkarın" çıkışı, mahkemenin yetki sınırlarını zorladığına dair bir tepki ve mevcut otoriteyi tanımama duruşu olarak yorumlanabilir.

2. Siyasi Dayanışma ve "Gözlemci" Rolü

Milletvekilleri, toplumsal ve siyasi karşılığı yüksek davalarda sadece bir izleyici değil, halkın denetimini temsil eden bir "gözlemci" olduklarını savunurlar. Özer’in avukat sıralarında oturup not alması, davayı teknik ve hukuki bir titizlikle takip ettiğini gösterme çabasıdır. Yerinden kalkmaması, bu denetim hakkından vazgeçmeyeceği mesajını taşır.

3. Kamuoyu Oluşturma ve "Mağduriyet" Vurgusu

Bu tür gerginlikler, davanın içeriğinden ziyade "yargıdaki kriz" üzerine bir gündem oluşmasına neden olur.

Algı Yönetimi: Milletvekilinin zorla çıkarılması ihtimali, yargının seçilmiş bir temsilciye karşı "baskıcı" davrandığı argümanını güçlendirebilir.

Direnç Gösterme: "Gelin zorla çıkarın" ifadesi, siyasi literatürde bir "direniş" sembolü olarak kullanılır ve destekçilere "teslim olunmadığı" mesajını verir.

4. Duruşma Takvimine Etki

Mahkeme başkanının salonu terk edip duruşmayı ertelemesi, davanın seyrini yavaşlatan bir sonuç doğurur. Bu durum, savunma tarafına ek süre kazandırabileceği gibi, davanın üzerindeki kamuoyu baskısının ve ilginin sıcak tutulmasını da sağlar.

"Gelin, zorla çıkarın beni" ifadesi, hem hukuki hem de siyasi literatürde aktif bir direnç ve meydan okuma beyanıdır. Bu cümlenin taşıdığı temel anlamları şöyle kategorize edebiliriz:

1. Fiili Direniş Beyanı (Pasif Direnişten Aktif Redde)

Bu ifade, kişinin bulunduğu konumdan kendi rızasıyla ayrılmayacağını net bir şekilde ortaya koyar. "Benim burada bulunma hakkım var ve bu hakkımdan vazgeçmeyeceğim; eğer beni buradan uzaklaştırmak istiyorsanız, fiziksel güç kullanmak (zor kullanmak) zorunda kalacaksınız" anlamına gelir.

2. Meşruiyet Tartışması

Kişi bu cümleyi kurarak, karşı tarafın (bu olayda Mahkeme Başkanı’nın) verdiği talimatın hukuksuz veya keyfi olduğunu iddia etmiş olur. "Sizin beni buradan çıkarma yetkiniz yasal değil, bu yüzden emrinize uymuyorum" mesajını taşır.

3. Siyasi ve Sembolik Mesaj

Özellikle bir milletvekili tarafından söylendiğinde bu söz şu alt metinleri barındırır:

  • Dokunulmazlık Vurgusu: Seçilmiş bir temsilci olarak sahip olduğu halk iradesinin, mahkeme düzeninden üstün veya ona eş değer olduğunu savunur.

  • Görüntü Verme Stratejisi: Eğer güvenlik güçleri müdahale ederse, ortaya çıkacak "yaka paça dışarı çıkarılan milletvekili" görüntüsü, davanın "siyasi bir baskı aracı" olduğu iddiasını güçlendirmek için kullanılır.

  • Kararlılık Gösterisi: Kendi kitlesine ve kamuoyuna "Geri adım atmıyorum, sonuna kadar direniyorum" mesajı verilir.

4. Sorumluluğu Karşı Tarafa Yükleme

Bu cümle, olayın sonucunda yaşanacak gerginliğin sorumluluğunu karşı tarafa yıkar. "Eğer bir arbede çıkarsa veya duruşma aksarsa, bunun sebebi benim çıkmamam değil, sizin beni zorla çıkarma teşebbüsünüzdür" mantığı güdülür.

Bu ifade bir rest çekmedir. Kişi, kendi doğrusu için fiziksel müdahaleyi göze aldığını belirterek, muhatabını (mahkeme heyetini) ya geri adım atmaya ya da "zor kullanma" gibi sert bir yönteme başvurarak kamuoyu önünde zor duruma düşmeye zorlar.

Milletvekillerinin yargı süreci üzerindeki yetkileri, dokunulmazlık hakları ve duruşma salonundaki konumları hukukumuzda net çizgilerle belirlenmiştir. Sorularınızı anayasal ve yasal çerçevede şöyle açıklayabiliriz:

1. Milletvekilinin Yargılamaya Müdahale Etmesi Suç mudur?

Evet, bir milletvekilinin devam eden bir davada mahkeme başkanına veya heyetine müdahale etmesi, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suç teşkil edebilir. Burada öne çıkan iki ana madde vardır:

  • Yargı Görevi Yapanı Etkilemeye Teşebbüs (TCK m. 277): Görülmekte olan bir davada, mahkemeyi hukuka aykırı bir karar vermesi için etkilemeye çalışmak suçtur.

  • Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs (TCK m. 288): Devam eden bir soruşturma veya kovuşturmada, yargı mercilerini etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunulmasıdır.

  • Duruşma Disiplini: Mahkeme başkanı, duruşma salonunun düzenini sağlamakla tam yetkilidir (CMK m. 203). Milletvekili dahil kim olursa olsun, duruşma düzenini bozan kişilerin salondan çıkarılmasına karar verebilir.

2. Yasama Dokunulmazlığının Sınırı Nerededir?

Anayasa'nın 83. maddesi uyarınca milletvekili dokunulmazlığı mutlak bir "her şeyi yapabilme" hakkı değildir:

  • Sadece Ceza Davalarını Kapsar: Dokunulmazlık sadece ceza yargılamaları (tutuklama, sorgu, yargılama) için geçerlidir. Bir milletvekili aleyhine tazminat davası (hukuk davası) açılmasında hiçbir engel yoktur.

  • Ağır Cezalık Suçüstü Hali: Eğer bir milletvekili ağır cezalık bir suç işlerken suçüstü yakalanırsa, dokunulmazlık işlemez.

  • Anayasa m. 14 İstisnası: Devletin bütünlüğüne ve demokratik düzene karşı işlenen suçlar (seçimden önce başlanmış olması kaydıyla) dokunulmazlık kapsamı dışındadır.

  • Meclis Kararıyla Kaldırılabilir: TBMM, bir milletvekilinin dokunulmazlığını oylama yoluyla kaldırabilir. Bu durumda milletvekili, sıradan bir vatandaş gibi yargılanır.

3. Milletvekili "Her Türlü Eylemi" Yapabilir mi?

Hayır. Dokunulmazlık, milletvekiline suç işleme özgürlüğü tanımaz; sadece yargılamanın milletvekilliği süresince ertelenmesini veya Meclis iznine bağlanmasını sağlar.

  • Duruşma Salonu Bir Siyaset Meydanı Değildir: Milletvekilleri duruşmaları izleyebilir (aleniyet ilkesi), ancak mahkeme heyetine talimat veremez, hakimin düzeni sağlama yetkisini engelleyemezler.

  • İşlenen Suç Kayıt Altına Alınır: Bir milletvekili duruşma salonunda suç teşkil eden bir eylemde bulunursa (hakaret, tehdit, yargılamayı engelleme), mahkeme heyeti bir tutanak tutarak bunu Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderir. Vekillik süresince dokunulmazlık nedeniyle işlem yapılamasa bile, bu suç dosyası vekillik sona erdiğinde (veya dokunulmazlık kaldırıldığında) işleme alınır.

YORUM YAZ

* Maksimum 500 karakter. Lütfen kısa ve öz yorum yapınız.