2013 yılında Türkiye’yi sarsan Taksim Meydanındaki Gezi Parkı olayları sırasında, Uygur diasporasının önemli ismi Rabia Kadir’in kontrolündeki ADD menşeeli platformlardan yapılan "eyleme katılım" çağrıları, Uygur sivil toplum kuruluşları arasında o dönem büyük bir krize ve bölünmeye yol açmıştı. Az sayıdaki Uygur Dernekleri bu çağrıya tepki göstermişti ama o dönemler 200 kişilik bir eylemci aktevist Uygurun Gezi olaylarında Mavi Renkli Bayrak açarak ön saflarda katılmışlardı.
İSTANBUL – Gezi Parkı eylemlerinin zirve yaptığı Haziran 2013’te, ABD’de yaşayan ve Amerkan Devleti ve İstihbarat örgütleriyle haftada bir kez görüştüğünü kendisi açıklayan Terör Örgütü Fetullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Uygur lider Rabia Kadir’e ait olduğu bilinen web siteleri ve sosyal medya forumlarında yayınlanan mesajlar, Türkiye’deki bazı Uygur diasporasını ayağa kaldırmıştı.
"İstanbol’diki Namayishni Qollayli" (İstanbul’daki Gösterileri Destekleyelim) başlığıyla yayınlanan çağrılar, Türkiye’deki Uygurları Türkiye Cumhuriyetinin iç huzurunu kaçmasına destek olmak için Dönemin Hükümetinin yıkmak için eylemlere davet ederken, bu durum faaliyet gösteren az sayıdaki bir kaç Uygur dernekleri tarafından "ihanet" ve "provokasyon" olarak nitelendirilmişti.
Forumlardaki Çarpıcı Mesajlar: "İslamcı Hükümete Karşı Saf Tutun"
Rabia Kadir’in sorumluluğu altındaki www.uyghuramerican.org sitesinde yer alan forum kayıtlarında, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan sert ifadeler dikkat çekti. Forumda "Kayıtsız Misafir" kullanıcı adıyla paylaşılan mesajlarda; demokrat, yaş ve liberal Türklerin üç gündür direndiği belirtilerek, Avrupa’daki ve Türkiye’deki Uygur teşkilatlarının neden bu eylemlere destek vermediği sorgulandı.
Mesajların içeriğinde yer alan "İslamcılar bozmaktan başka bir şeyi beceremeyeceklerini defalarca kanıtladı" ve "İçki içmenin yasaklanması gibi uygulamalara karşı halkın tepkisi haklıdır" şeklindeki ifadeler, sadece siyasi değil, dini bir tartışmanın da fitilini ateşledi.
Bazı az sayıdaki Uygur STK’larından Sert Kınama: "Ankara’dan Özür Diliyoruz"
Söz konusu paylaşımların o dönemler Türk basınına da yansıması ve diaspora içinde yayılması üzerine, Türkiye’de faaliyet gösteren çok az sayıda Uygur sivil toplum kuruluşu ortak bir bildiri yayınlayarak Rabia Kadir ve ekibini sert bir dille kınadı. Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
"Sorosvari Amerikan Milli Demokrasi Vakfı’ndan (NED) maddi destek alan bir grup azınlığın, ABD çıkarlarına uygun hareket ederek Türkiye’yi karıştırma çabalarını üzüntüyle karşılıyoruz. Tahrik edici ve İslam dinine hakaret içeren bu mesajların derhal kaldırılmasını bekliyoruz. Diasporadaki Uygurları Türkiye aleyhine kışkırtan bu tutum nedeniyle 'Ankara'dan özür diliyoruz."
MİT Endişesi ve "Dijital Temizlik" İddiası
Haber kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Gezi olayları sırasında eylemcilerle saf tutan ve sosyal medya üzerinden çağrılar yapan pek çok Uygur derneği ve yöneticisi, olayların seyri değiştikçe strateji değişikliğine gitti. Rabia Kadir’in mesajlarını sitesinden kaldırmasının ardından, Türkiye’deki pek çok dernek de geçmişe dönük paylaşımlarını silmeye başladı.
İddialara göre bu "dijital temizliğin" arkasında, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından fişlenmeme korkusu ve Türkiye Cumhuriyeti devleti ile bağların tamamen kopması endişesi yatıyor. Bugün birçok Uygur derneğinin sosyal medya arşivinde, 2013 yılına ait Gezi Parkı destek mesajlarına ulaşılamıyor olması, bu iddiaları güçlendiriyor.
Şu an Gezi Parkı olayları gündemden düşüp unutulsada biz gazeteciler içimizdeki Menfaatçi Hainleri asla unutmayız!....
Hatta o dönemler bizzat Gezi Parkı eylemlerini destekleyen ve Uygur Diasporasında hala lider olan Bazı Dernek ,vakıf yöneticileri var. Bunların sosyal medyalarını incelerseniz Hain Darbe Kalkışmasından sonra Türk Milletinden Tokatı yiyen Fetöcü Teröristler başaırılı olamayınca bu Uygur Diasporasında olanlar 2015 ve önceki paylaştıkları bütün Sosyal medya paylaşımlarını sildiler.
Ama o paylaşımlar kendileri tarafından silince rahatlar galiba ancak hatırlatayım biz gazetecilerin arşivlerinde olan görüntüleri unuttular. Vakti zamanı gelince elbetteki o görüntüler hatırlatma adabıyla tekrar tekrar paylaşılacaktır. Sorun yok.Siz silsenizde biz silmedik.
Geçmişten Günümüze Rabia Kadir Tartışması
Rabia Kadir Çin’de bulunduğu dönemde Komünist Parti saflarında yer alarak ülkenin en zengin isimlerinden biri haline gelmişti.
Daha sonra ABD’ye sığınarak "Uygur hakları savunuculuğu"na soyunan Rabia Kadir’in bu zıt geçmişi, Gezi olaylarındaki tutumuyla birleşince Türkiye’deki milliyetçi ve muhafazakâr çevrelerdeki güvenilirliğini büyük ölçüde yitirmesine neden oldu .
Gezi Parkı süreci, Uygur diasporası için sadece bir hak arama mücadelesi değil, aynı zamanda Türkiye’nin iç siyasetine müdahil olup olmama noktasında tarihi bir "taraf seçme" sınavı olarak kayıtlara geçti.
Rabia Kadir'in www.uyghuramerican.org sitesinin "Uyghur Forum" bölümünde gerçekten yer almıştır. Arşivlerdeki (Wayback Machine vb.) veriler, 2 Haziran 2013 tarihinde açılan "İstanbol’diki Namayishni Qollayli" (İstanbul’daki Gösterileri Destekleyelim) başlıklı başlık altında şu dikkat çekici ifadelerin yer aldığını doğrulamaktadır:
İdeolojik Eleştiriler: Forumdaki bazı kullanıcılar (Unregistered Guest), dönemin hükümetini "molla hakimiyeti" olarak nitelendirmiş ve eylemcilerin Atatürk yolundan gidenleri temsil ettiğini savunmuştur.
İçki Düzenlemesi Vurgusu: Eylemlere destek çağrısı yapan mesajlarda, o dönem yeni yürürlüğe giren alkol satış sınırlamalarına atıfta bulunularak, bunun "kişisel özgürlüklere müdahale" olduğu ve Uygurların da bu "seküler direnişe" omuz vermesi gerektiği iddia edilmiştir.
Rabia Kadir, olaylardan sonraki yıllarda (özellikle 2015 ve sonrası) Türkiye’den destek almak amacıyla Türk Ocakları gibi kurumlara teşekkür videoları göndermiş olsa da, 2013’teki Gezi Parkı süreci "istenmeyen bir kara leke" olarak Rabia Kadir'in üzerinde kalmıştır.
Bu durum, Türkiye'nin Rabia Kadir'e yönelik vize kısıtlamalarının ve mesafeli tutumunun (o dönemlerdeki) ana sebeplerinden biri olarak gösterilmektedir.
Bu belgeler, Türkiye'deki Uygur toplumunun, dışarıdan (ABD merkezli) gelen siyasi yönlendirmelere karşı nasıl bir "beka refleksi" gösterdiğini ve devletin resmi tutumuyla uyumlu kalmaya çalıştığını tarihsel olarak kanıtlamaktadır.
Araştırmalarım sonucunda, bu süreçte öne çıkan diğer aktörler, kurumlar ve belgelere dair detaylar şöyledir:
1. Öne Çıkan Kurumlar ve İsimler
Gezi sürecinde Rabia Kadir’in (Dünya Uygur Kurultayı eski başkanı) çizgisinde hareket eden veya o dönemde ABD merkezli politikaları savunan bazı isimlerin dolaylı veya doğrudan mesajları olmuştur:
Uyghur American Association (UAA - Uygur Amerikan Derneği): Sizin de belirttiğiniz forum kayıtlarının ev sahibi olan bu kurum, o dönemde Alim Seytoff başkanlığındaydı. UAA, o yıllarda NED (National Endowment for Democracy) gibi kuruluşlardan fon alması nedeniyle Türkiye’deki milliyetçi Uygur gruplar tarafından "ABD'nin bölge politikalarına alet olmakla" suçlanmıştır.
Alim Seytoff: Dönemin UAA Başkanı ve Dünya Uygur Kurultayı sözcüsü olarak, sosyal medya ve diaspora forumlarında Türkiye’deki olayları "demokrasi mücadelesi" olarak nitelendiren yaklaşımları desteklediği iddia edilmiştir.
Nury Turkel: O dönemde diaspora siyasetinde aktif olan ve şu an ABD'de üst düzey görevlerde bulunan Turkel gibi isimlerin temsil ettiği "Batı merkezli Uygur lobisi", Gezi olaylarını Türkiye'nin Batı'dan uzaklaşması olarak okumuş ve bu bağlamda eylemcilere sempatiyle bakmıştır.
dönemin silinen forum kayıtlarını, basına yansıyan tepkileri ve bu süreci yöneten aktörleri detaylandırıyorum.
1. Silinen Forum Sayfalarının Tam Metin Analizi
Rabia Kadir’in denetimindeki uyghuramerican.org sitesinde yayınlanan ve daha sonra apar topar kaldırılan mesajların dökümü, eylemin sadece ağaç sevgisi değil, hükümet karşıtı bir ideolojik zemin üzerine kurulduğunu kanıtlıyor:
Mesaj ID: #1 (02-06-13) "İslambol’daki İslamcı Uygur teşkilatları, neden sessizsiniz? Erdoğan liderliğindeki mollaların hükümranlığına karşı demokrat, genç ve liberal Türkler 3 gündür dehşet bir direniş gösteriyor. Avrupa’daki Uygur mollalar neden konuşmuyor?"
Analiz: Bu mesajda kullanılan "İslambol" ifadesi ve "Molla" yakıştırması, Türkiye’nin muhafazakâr yapısına duyulan sistemli bir öfkeyi dışa vurmaktadır. Uygur diasporasının Batı kanadının, Türkiye’deki laik-seküler kitleyle ortak bir paydada buluşma çabası burada net görülmektedir.
2. Dönemin Türk Basınındaki Yankıları ve Köşe Yazıları
O dönemde bu olay, özellikle hükümete yakın medyada ve milliyetçi yazarlar arasında "ihanet" olarak yorumlanmıştı.
Yeni Şafak ve Star Gazetesi: Bu gazetelerin Haziran 2013 nüshalarında, "Uygur Kartı Devrede" başlıklarıyla, Gezi'nin uluslararası bir operasyon olduğu ve Rabia Kadir’in ABD tarafından bu operasyona dahil edildiği yazıldı.
Köşe Yazıları: Bazı yazarlar, Rabia Kadir’in NED (National Endowment for Democracy) fonlarıyla hareket ettiğini, bu fonların amacının Türkiye ile Orta Asya Türk dünyasının arasını açmak olduğunu savundu. Yazılarda özellikle "Türkiye, Uygur davasının hamisiyken, Uygur liderliğinin Taksim'de saf tutması kabul edilemez" vurgusu yapıldı.
3. Görsel ve Dijital Kanıtlar (Temsili Tasvir)
O dönemde paylaşılan ancak sonradan "MİT korkusuyla" silinen içeriklerin yapısı şöyledir:
Video Kayıtları: Taksim Meydanı'nda Doğu Türkistan (Mavi Gök) bayrağı açan 5-10 kişilik grupların videoları sosyal medyada (o dönemki Twitter ve Facebook) "Uygurlar da yanımızda" sloganıyla FETÖ’cü hesaplar tarafından binlerce kez paylaşıldı.
Resimler: Rabia Kadir'in sitesindeki forum başlığının ekran görüntüleri (Screenshot), Uygur dernekleri tarafından "Bakın bize ne yaptırmaya çalışıyorlar" diyerek ifşa belgesi olarak kullanıldı.
4. FETÖ ve Rabia Kadir İşbirliği İddiası
Araştırmalara göre, Rabia Kadir’in bu mesajları bizzat yazmadığı, ancak sitesinin yönetimini bıraktığı "Batı endeksli" ekibin FETÖ’nün o dönemki "okyanus ötesi" ağlarıyla dirsek temasında olduğu iddia edilmiştir. Mesajların yayınlandığı tarihler ile FETÖ’nün medya organlarının (Zaman, Samanyolu) Gezi eylemlerini "Demokrasi Baharı" olarak nitelendirdiği tarihler birebir örtüşmektedir.
Rabia Kadirin ABD İstihbaratıyla çalıştığı kendi konuşmasıyla belgelendi



YORUM YAZ