15 Temmuz 2016 gecesi… Türkiye’nin kaderini değiştiren o karanlık gecede İstanbul’un kalbi Beşiktaş’ta, kimsenin bilmediği çok kritik bir sahne yaşandı.
Gece yarısına doğru, Vodafone Arena’nın semalarında bir helikopter belirdi. Gürültüsü Beşiktaş sokaklarında yankılandı. Helikopterden, tam teçhizatlı, asker kıyafetleri giymiş bir darbeci tim indi. Amaç belliydi: Stadın hemen yanındaki Başbakanlık Ofisi’ni ele geçirmek ve İstanbul’u darbenin karargâhına dönüştürmek.
Plan ince ince hazırlanmıştı, ama hainler bir şeyi hesap edememişti: Halkı… Ve halkı harekete geçiren bir gazeteciyi…
O sırada olay yerinde tek bir gazeteci vardı: Araştırmacı Gazeteci Gökhan Gülmez.
Elinde kamerasıyla koşar adım Başbakanlık Ofisi’ne yöneliyordu. Karanlık sokaklarda yolunu bulmak için kamerasının ışığını açtı. İşte o an, çevrede ne olduğunu merak eden kalabalık , Gülmez’in ışığını bir işaret gibi gördü. Merakla peşine takıldılar. İnsanlar adım adım onun arkasında ilerledi.
Beşiktaş’ta akan kalabalığı yönlendiren pusula, bir gazetecinin elindeki kamera ışığı oldu.
Aslında bu, bilinçli bir yönlendirmeydi. Gülmez, kamerası sayesinde hem görüntü çekiyor, hem de halkı doğru hedefe, yani Başbakanlık Ofisi’nin önüne götürüyordu. O gece Beşiktaş’ta akan kalabalığı yönlendiren pusula, bir gazetecinin elindeki kamera ışığı oldu.
Ve bu an, yalnızca anlatılan bir hikâye değil. Beşiktaş’ta o geceki tüm MOBESE kayıtlarında açıkça görülen bir gerçek. Halkın, Gökhan Gülmez’in peşine takılarak Başbakanlık Ofisi’ne yöneldiği görüntüler hâlâ arşivlerde duruyor.
Kalabalık kısa sürede büyüdü. Vatandaşlar, ölüm pahasına ofisin önünde etten bir duvar ördü. Darbeciler ise karşılarında bu kararlı duruşu görünce şaşkına döndü.
Darbecilerin Planı bozulmuştu. Ne kadar silahları olursa olsun, halkın iradesini aşamadılar. Çaresiz kaldılar ve geldikleri helikoptere binip Beşiktaş’tan kaçtılar.
O gece Beşiktaş’ta, hem bir milletin direnişi yazıldı hem de bir gazetecinin cesareti tarihe geçti. Çünkü orada tek haber yapan, tek görüntü çeken, tek cesur ses, Gökhan Gülmez’di. Onun çektiği görüntüler, 15 Temmuz’un en gizli planlarından birinin nasıl bozulduğunu belgeledi.
Bugün geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki, Beşiktaş’ta sadece bir direniş değil, aynı zamanda bir gazetecilik destanı da yaşandı. Gökhan Gülmez, kamerasıyla hem halkı yönlendirdi, hem de tarihin en karanlık gecesini aydınlatan ışığı yaktı.
Eğer o gece Başbakanlık Ofisi düşseydi, İstanbul’un kaderi değişebilirdi. Ama Beşiktaş’ta yazılan destan ve Gülmez’in kayıtları, 15 Temmuz’un karanlık planlarını aydınlatan en önemli kanıtlardan biri olarak tarihe geçti.
YORUM YAZ