Cesur Haber TV - Canlı ve Sesli Yayın Üssü

Translate

YAYIN TARİHİ: Ocak 12, 2021

 

WhatsApp İhbar Hattımıza ulaşan bilgilere göre; 2018 yılında Fransa'nın başkenti Paris’te kurulan ancak faaliyetlerinin merkezini Türkiye sokaklarına taşıyan Doğu Türkistan Milli Meclisi ve Başkanı Seyit Tümtürk, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

İşte "Paris merkezli" yapılanmanın Türkiye’deki faaliyetleri ve bugün Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleşecek suç duyurusuna dair haberin detayları:


Paris’te Kuruldu, Türkiye’de Eylem Yapıyor: Seyit Tümtürk’ten Doğu Perinçek Hakkında Suç Duyurusu

Fransa yasalarına göre kurulan ve Türkiye'de herhangi bir yasal faaliyet izni bulunmadığı iddia edilen Doğu Türkistan Milli Meclisi, bugün saat 10.00’da İstanbul Çağlayan Adliyesi önünde bir basın açıklaması yapacağını duyurdu. Meclis Başkanı Seyit Tümtürk, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek hakkında suç duyurusunda bulunacağını bildirdi.

Yasal Statü Tartışması: "Göz mü Yumuluyor?"

Haber merkezimize gelen ihbarda, söz konusu yapının 2018 yılından bu yana Türkiye'de panel, toplantı ve sokak protestoları düzenlediği, ancak bu faaliyetlerin Türkiye Cumhuriyeti’nin ilgili kurumlarından resmi izin alınmadan yürütüldüğü iddia ediliyor. Bu durum, "Fransa kanunlarına göre kurulan bir yapı, Türkiye’de nasıl bu kadar rahat hareket edebiliyor? Devletin içinden birileri buna göz mü yumuyor?" sorularını akıllara getirdi.

Fransa Detayı Dikkat Çekiyor: "Neden Hep Sessiz?"

Seyit Tümtürk’e yönelik en dikkat çekici eleştiri ise kurucusu olduğu yapının merkezi olan Fransa ile ilgili tutumu oldu.

Türkiye’ye Tehditler: Fransa devlet başkanının Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditleri ve bölgedeki oyunları karşısında Tümtürk’ün sessiz kaldığı iddia ediliyor.
Eleştiri Okları Hep Türkiye'ye: Türkiye’de her türlü eylemi organize eden ve siyasi isimleri hedef alan Tümtürk’ün, Fransa’yı bugüne kadar hiçbir konuda eleştirmemesi ve ülkeye karşı "sus pus" durması, kamuoyunda yapının "dış bağlantıları" hakkında soru işaretleri yarattı.

Güvenlik Birimleri ve Yargı Teyakkuzda

Paris merkezli bu yapının başkanı olan Seyit Tümtürk’ün, Türkiye’deki bir siyasi parti liderine yönelik hamlesi karşısında devletin ilgili birimlerinin takınacağı tavır merak konusu.

MİT ve Terörle Mücadele:
İstihbarat ve güvenlik birimlerinin, Türkiye’de yasal statüsü tartışmalı olan bu yapının faaliyetlerini ve suç duyurusunu "dış müdahale" veya "kamu düzenini bozma" çerçevesinde inceleyip incelemeyeceği bekleniyor.
Yargı Kararı: Savcı ve mahkemelerin, yabancı bir ülkede kurulan ve Türkiye'de faaliyet izni olup olmadığı tartışılan bu oluşumun suç duyurusuna ne yanıt vereceği davanın seyrini belirleyecek.

Huzur mu, Kaos mu?

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının vergileri ve sağladığı güvenlik imkanlarıyla ülkede yaşayan bazı grupların, Türkiye’nin iç siyasi dengelerini hedef alması ve sokak eylemlerini artırması, toplumsal huzuru tehdit eden bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Türkiye’de yabancı kuruluşların, vakıfların veya başka ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş yapıların faaliyet göstermesi, devletin egemenlik hakları ve milli güvenlik politikaları gereği oldukça sıkı denetimlere ve belirli prosedürlere tabidir.

Bu faaliyet sınırlarını düzenleyen temel mevzuatın (5253 sayılı Dernekler Kanunu, 3502 sayılı Vakıflar Kanunu ve ilgili yönetmelikler) özeti şöyledir:


1. Faaliyet İzni ve Kurumsal Statü

Yabancı bir kuruluşun Türkiye’de faaliyet gösterebilmesi için "kendi ülkesinde yasal olarak kurulu olması" yetmez. Türkiye’de bir temsilcilik açması veya faaliyet yürütmesi şu şartlara bağlıdır:

  • İçişleri Bakanlığı İzni: Yabancı dernekler ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar, Türkiye’de faaliyet göstermek veya temsilcilik açmak için İçişleri Bakanlığı’ndan izin almak zorundadır. Bu süreçte Dışişleri Bakanlığı’nın görüşü de alınır.

  • Mütekabiliyet (Karşılıklılık) İlkesi: Kuruluşun geldiği ülkenin de Türk kuruluşlarına benzer hakları tanıyıp tanımadığına bakılır.

  • Yasal Statü Şartı: Türkiye’de yasal izin almadan "temsilcilik", "meclis" veya "şube" adı altında faaliyet yürütmek, panel veya eylem organize etmek hukuken suçtur ve idari yaptırım gerektirir.


2. Faaliyet Alanı ve Sınırları

Yabancı kuruluşların Türkiye’deki sınırları şu temel ilkelerle çizilmiştir:

  • Kamu Düzeni ve Genel Ahlak: Kuruluşun faaliyetleri Türkiye’nin kamu düzenine, genel ahlakına ve milli menfaatlerine aykırı olamaz.

  • Siyasi Faaliyet Yasağı: Yabancı kuruluşlar ve temsilcileri, Türkiye’nin iç siyasetine müdahale edemez, siyasi partilerle doğrudan organik bağ kuramaz ve seçim süreçlerini etkileyecek eylemlerde bulunamaz.

  • Anayasal Düzene Saygı: Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini hedef alan hiçbir faaliyet "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmez.


3. Toplantı, Gösteri ve Eylem Sınırları

Yabancı yapıların veya yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş oluşumların sokak eylemi veya basın açıklaması yapması özel kurallara tabidir:

  • 2911 Sayılı Kanun: Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na göre, yabancıların bu tür etkinliklere katılması veya düzenlemesi, mahallin en büyük mülki idare amirinin (Valilik/Kaymakamlık) iznine veya bildirimine bağlıdır.

  • İzinsiz Eylemler: Yasal statüsü olmayan bir "meclis" veya "hükümet" adına sokak eylemi yapmak, kamu düzenini bozma gerekçesiyle güvenlik güçlerinin müdahalesine ve ilgililerin sınır dışı (deport) edilmesine yol açabilir.


4. Denetim ve Finansal Şeffaflık

  • Mali Denetim: Yabancı kuruluşlar, yurt dışından aldıkları paraları ve Türkiye içindeki harcamalarını şeffaf bir şekilde bildirmek zorundadır. Terörizmin finansmanı ve kara para aklama ile mücadele yasaları (MASAK denetimi) bu noktada devreye girer.

  • İstihbari Takip: Eğer bir kuruluş, kendi ülkesinin istihbarat servisiyle (CIA, DGSE vb.) koordineli çalışıyor ve bu faaliyetini insani yardım veya siyasi dava adı altında maskeliyorsa, bu durum "casusluk" veya "milli güvenliğe tehdit" kapsamında değerlendirilerek faaliyetlerine son verilir.


5. İhlal Durumunda Uygulanan Yaptırımlar

Mevzuata aykırı hareket eden yapı ve kişiler için şu süreçler işletilir:

  1. Faaliyetin Durdurulması: İzinsiz açılan bürolar mühürlenir, etkinlikler yasaklanır.

  2. Sınır Dışı (Deport) ve Tahdit: Türkiye'nin huzurunu bozan veya yabancı bir devletin "saha adamı" olarak görülen yabancı uyruklu kişiler sınır dışı edilir ve Türkiye'ye giriş yasağı konulur.

  3. Adli Soruşturma: Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik", "Yasa dışı örgüt faaliyeti" veya "Devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin" gibi suçlardan dava açılabilir.


Önemli Not: Türkiye, uluslararası hukuktan doğan insani yükümlülüklerini yerine getirirken; kendi toprakları üzerinde başka devletlerin (Fransa, ABD vb.) siyasi ajandalarının yürütülmesine veya "paralel yapılar" (sürgün hükümetleri, onaylanmamış milli meclisler) kurulmasına izin vermez.

 Fransa merkezli olarak faaliyet gösteren ve Doğu Türkistan davasını uluslararası alanda temsil ettiğini iddia eden yapılar hakkında yaptığım araştırma, bu tür oluşumların hukuki statüsü, siyasi bağları ve Türkiye'deki yansımaları üzerine önemli veriler sunmaktadır.

Aşağıda, özellikle Fransa'da kurulan Doğu Türkistan Milli Meclisi ve bu yapının etrafındaki tartışmalara dair detaylı bir analiz yer almaktadır:


1. Kuruluş ve Hukuki Statü

  • Kuruluş Yeri: Söz konusu yapı, 2018 yılında Fransa'nın başkenti Paris'te kurulmuştur. Kuruluş aşamasında Fransız yasalarına (Fransız Dernekler Kanunu gibi) tabi olarak tescil edilmiştir.

  • Türkiye’deki Durumu: Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına göre (5253 sayılı Dernekler Kanunu), yabancı bir ülkede kurulan kuruluşların Türkiye'de faaliyet gösterebilmesi için İçişleri Bakanlığı'ndan resmi izin alması ve temsilcilik açması şarttır. Araştırmalar, bu yapının Türkiye'de resmi bir "şube" veya "temsilcilik" izninin bulunmadığına dair ciddi iddiaları gündeme getirmektedir.

2. Siyasi İlişkiler ve "Fransa" Eleştirileri

Bu yapıya ve başkanı Seyit Tümtürk'e yönelik en büyük eleştiriler, Fransa devletinin Türkiye üzerindeki politikalarıyla ilgilidir:

  • Fransa İstihbaratı İddiaları: Paris merkezli olması nedeniyle, yapının Fransız dış istihbarat servisi (DGSE) ile koordineli hareket edip etmediği sıklıkla sorgulanmaktadır.

  • Eleştiri Dengesizliği: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye'yi hedef alan yaptırım tehditleri veya Doğu Akdeniz konusundaki sert tutumlarına karşı bu Meclis'in sessiz kalması, "merkezi Fransa olan bir yapının kendi ev sahibini eleştirememesi" olarak yorumlanmaktadır.

  • Saha Faaliyetleri: Yapının Fransa'da kurulu olmasına rağmen, operasyonel faaliyetlerinin (protesto, basın açıklaması, suç duyurusu vb.) neredeyse tamamını Türkiye'de yürütmesi, Türkiye'nin iç güvenliği ve kamu düzeni açısından riskli görülmektedir.

3. Türkiye’deki Tartışmalar ve Suç Duyuruları

Yapı, son zamanlarda Türkiye'deki siyasi isimleri hedef almasıyla gündeme gelmiştir:

  • Vatan Partisi ve Doğu Perinçek: Meclis başkanı Seyit Tümtürk, Doğu Perinçek hakkında "Çin yanlısı politika izlediği" gerekçesiyle suç duyurularında bulunmaktadır. Ancak bu durum, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir siyasi parti liderinin, yabancı bir yapı tarafından hedef gösterilmesi olarak değerlendirilerek tepki çekmektedir.

  • Hukuki Sınırlar: Türkiye'de mahkeme kararı olmadan kişilerin "ajan" veya "terörist" ilan edilmesi yasaktır. Bu yapının sosyal medya ve adliye önü açıklamalarıyla toplumda kin ve nefret uyandırdığına dair güvenlik birimlerinin takibi söz konusudur.


Analiz: Yapının Stratejik Konumu

Aşağıdaki tablo, bu yapının faaliyetlerinin yasal ve siyasi çerçevesini özetlemektedir:

ÖzellikDurumRisk Faktörü
Yasal DayanakFransa Mevzuatı (Paris)Türkiye'de resmi faaliyet izni eksikliği
FinansmanBelirsiz / BağışlarDış istihbarat desteği şüphesi
Eylem AlanıTürkiye Sokakları ve AdliyeleriKamu düzeninin bozulması ve polis mesaisi
Siyasi HedefÇin Karşıtlığı / Türkiye İç SiyasetiTürkiye-Çin diplomatik ilişkilerine müdahale

Türkiye Cumhuriyeti, Doğu Türkistanlı kardeşlerimize her zaman kapılarını açmış, onlara ikamet ve vatandaşlık hakkı tanımıştır. Ancak, Amerika (CIA), Fransa (DGSE) veya diğer dış güçlerin güdümünde olduğu iddia edilen yapıların, Türkiye'yi bir "kaos sahası" olarak kullanması milli güvenlik açısından kabul edilemez bir durumdur.

Bu tür yapıların faaliyetleri; Bilişim Suçları, Terörle Mücadele ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından yakından izlenmektedir. Yasalarımıza göre, Türkiye'nin huzurunu bozan veya yabancı devletlerin çıkarları doğrultusunda provokasyon yapan kişilerin ikamet izinlerinin iptali ve sınır dışı edilmeleri (deport) yasal bir haktır.

YORUM YAZ

* Maksimum 500 karakter. Lütfen kısa ve öz yorum yapınız.