Cesur Haber TV - Canlı ve Sesli Yayın Üssü

Translate

Dünya Uygur Kurultayı’nda "Ajanlık" Çatlağı: Rabia Kadir’in İtirafları ve Tümtürk’ün Çin Fotoğrafları Gündemde!

YAYIN TARİHİ: Mart 11, 2020

 Doğu Türkistan davasını uluslararası arenada temsil ettiğini iddia eden Dünya Uygur Kurultayı (DUK) ve bu yapının Türkiye ayağındaki temsilcileri hakkında ortaya atılan "ajanlık" iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Amerika’ya ajanlık yaptığını daha önce itiraf eden Rabia Kadir’in ardından, yardımcısı Seyit Tümtürk’ün Çin’deki görüntüleri "ihanet" tartışmalarını başlattı.

Rabia Kadir’den Şok İtiraf: "10 Uygur Türkünü İhbar Ettim"

Hürriyet gazetesinde yer alan ve hafızalardaki tazeliğini koruyan bilgilere göre; Türkiye’ye giriş yasağı bulunan Rabia Kadir, Uygurlara yardım eden 10 kişiyi Türk hükümetine ihbar ettiğini itiraf etmişti. Kadir’in bu ihbar listelerini sadece Türkiye’ye değil; Laos, Tayland, Malezya, Kamboçya ve bizzat Çin hükümetine de bildirdiği iddia ediliyor. Bu durum, "mücadele" adı altında yürütülen faaliyetlerin aslında Uygur Türklerini deşifre etmek için mi kullanıldığı sorusunu doğurdu.


Seyit Tümtürk ve "Çin Kostümlü" Kareler

Rabia Kadir’in Türkiye’deki sağ kolu olarak bilinen Seyit Tümtürk ve kardeşi Seyit Abdulkadir Tümtürk hakkında ortaya çıkan belgeler ise davanın taraftarlarını şoke etti. Komünist Çin yönetimine "düşman" olduğunu iddia eden yapının yöneticilerinin;

Çin Seddi'nde,
Mao'nun Tiananmen Meydanı'ndaki anıt mezarında,
Çinli yöneticilerle yan yana ve yerel Çin kostümleriyle çektirdikleri fotoğraflar, sosyal medyada ve haber merkezlerinde "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" yorumlarına neden oldu.


"100 Dolarlık Poşetle Şov, Arka Planda İhanet mi?"

Tayland ve Malezya’da tutuklu bulunan Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri üzerinden siyaset yapan Kurultay yöneticileri, bu bölgelerde "yardım" adı altında yaptıkları faaliyetlerde eleştirilerin hedefi oldu. Sadece 100 dolarlık poşetlerle Facebook için poz veren yöneticilerin, arka planda Çinli yetkililerle kurduğu samimi diyaloglar; "Yardım mı yapılıyor yoksa tutukluların bilgileri mi servis ediliyor?" şüphesini güçlendirdi.

Türkiye ve Çin’i Karşı Karşıya Getiren "Saha Adamları"

Özellikle Tayland’daki tutuklu meselesinde Türkiye ile Çin’in diplomatik olarak restleşmesine zemin hazırlayan bu grubun, Amerika, Kanada, Almanya ve Japonya gibi ülkelerde yaptıkları toplantıların "istihbarat alışverişi" için paravan olarak kullanıldığı öne sürülüyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğini ve dış politikasını zora sokan bu yapıların, "mazlum" maskesi altında yabancı servislerin (CIA ve Çin İstihbaratı) saha adamlığını yaptığı iddiaları ciddiyetini koruyor.

Savcılar ve İstihbarat Takipte

Halk arasında kin ve nefret uyandıran, Türk devlet yetkililerini hedef gösteren ve aynı zamanda düşman olarak ilan ettikleri Çin ile "kostümlü" iş birliği yapan bu isimlerin faaliyetleri, Türkiye Cumhuriyeti Güvenlik Güçleri ve İstihbarat birimleri tarafından mercek altına alınmış durumda. Yasalarca kurulmuş siyasi parti liderlerine "ajan" ya da "hain" yaftası yapıştıranların, bizzat Çin Seddi’nde verdikleri pozların hukuki faturası merakla bekleniyor.

Türkiye'deki Uygur Odaklı Yapıların Statüsü ve Finansal Denetimi

Bu dosya; kamuoyunda tartışılan isimlerin (Seyit Tümtürk vb.) yönettiği yapıların Türkiye'deki yasal hareket alanını ve dış fonlara dair hukuki yükümlülüklerini incelemektedir.


1. Dernek Statüsü ve Faaliyet İzinleri

Türkiye'de "Doğu Türkistan" ismiyle faaliyet gösteren dernekler (örneğin: Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği), 5253 Sayılı Dernekler Kanunu'na tabidir.

  • Yerel Dernek Statüsü: Bu dernekler, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulmuş birer "Türk Derneği" statüsündedir. Ancak, "Dünya Uygur Kurultayı" (DUK) gibi yurt dışı merkezli yapıların Türkiye ayağı olarak hareket ettiklerinde, bu durumun İçişleri Bakanlığı'na bildirilmesi şarttır.

  • Siyasi Faaliyet Sınırı: Dernekler, tüzüklerinde belirtilen amaçların dışına çıkamazlar. Bir dernek başkanının (Seyit Tümtürk gibi), Türkiye Cumhuriyeti'nin bir siyasi parti liderini (Doğu Perinçek gibi) hedef alması veya devletin dış politikasını zora sokacak izinsiz sokak eylemleri organize etmesi, "Tüzüğe Aykırı Faaliyet" kapsamında değerlendirilerek derneğin kapatılmasına veya kayyum atanmasına yol açabilir.

2. Dış Fonlar ve Finansal Şeffaflık (Yurt Dışından Yardım Alma)

Yabancı servislerin veya uluslararası vakıfların bu yapılara aktardığı fonlar, Türkiye'de çok sıkı bir denetime tabidir:

  • Bildirim Zorunluluğu (Madde 21): Dernekler, yurt dışından yardım almadan önce mülki idare amirliğine (Valilik) bildirimde bulunmak zorundadır. Bu bildirim yapılmadan alınan her türlü fon, yasa dışı kabul edilir.

  • NED (National Endowment for Democracy) Bağlantısı: Dünya Uygur Kurultayı'nın (DUK) en büyük finansörlerinden birinin ABD merkezli NED olduğu bilinmektedir. Eğer Türkiye'deki yerel dernekler, DUK üzerinden bu fonları Türkiye'ye sokuyorsa ve bu durum bildirilmemişse, bu durum "Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Kanunu" ve "Kara Para Aklama" suçları kapsamında MASAK tarafından incelenir.

  • İstihbari Fon Şüphesi: İddialarda yer alan "ajanlık" faaliyetlerinin finansmanı, genellikle elden nakit veya paravan şirketler üzerinden yapılmaktadır. Bu tür kayıt dışı para akışları, TCK 328 (Siyasal veya Askeri Casusluk) kapsamında ağır cezai müeyyideler içerir.

3. "Saha Adamı" ve Etki Ajanlığı Riski

Hukuk sistemimizde "Etki Ajanlığı" ve yabancı devletlerin çıkarları adına Türkiye'de operasyonel faaliyet yürütmek suçtur:

  • Çin ve ABD Arasındaki Çift Yönlü Trafik: Bir yapının hem ABD'den fon alıp hem de Çin Seddi'nde veya Çinli yetkililerle "ajanlık" şüphesi doğuran kareler vermesi, Türkiye Cumhuriyeti istihbarat birimleri (MİT) için "Çift Taraflı Ajanlık" (Double Agent) riskini doğurur.

  • Kamu Düzenini Bozma: Kendi merkezini Fransa (Paris) veya Almanya (Münih) olarak gösteren yapıların, Türkiye sokaklarını karıştırması ve polisi soğukta saatlerce mesaiye zorlaması, 2911 Sayılı Kanun'un ihlalidir.

4. Yasal Yaptırım Süreçleri

İddiaların (ihbarcılık, Çin seyahatleri, dış fonlar) ispatlanması durumunda uygulanacak prosedür şudur:

  1. Denetim: İçişleri Bakanlığı mülfettişleri dernek karar defterlerini ve banka hesaplarını incelemeye alır.

  2. Sınır Dışı (Deport): Eğer bu kişilerin eylemleri Türkiye'nin milli menfaatlerine zarar veriyorsa, statülerine bakılmaksızın "G-87" (Genel Güvenlik) tahdit koduyla sınır dışı edilirler.

  3. Kapatma Davası: Savcılık, derneğin amacından saptığı gerekçesiyle asliye hukuk mahkemelerinde kapatma davası açabilir.


Sonuç Olarak: Türkiye, Doğu Türkistanlı mazlumlara sahip çıkmaya devam ederken; bu davayı yabancı istihbarat servislerine (CIA, DGSE veya Çin İstihbaratı) pazarlayan, Türkiye'de huzursuzluk çıkaran ve "yardım" maskesiyle ajanlık yapan her türlü yapıya karşı hukuk devletinin gereğini yapacaktır.

Denetim Raporlarına ve İdari İncelemelere Yansıyan Temel İhlaller

1. Bildirimsiz Yurt Dışı Yardımları (Finansal İhlaller)

En yaygın ve en ağır ihlal türü, yurt dışından gelen fonların devletin ilgili birimlerine (Valilik/Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü) bildirilmeden kullanılmasıdır.

  • Bulgu: Özellikle Dünya Uygur Kurultayı (DUK) ve ABD merkezli kuruluşlarla bağlantılı yapıların, "proje desteği" veya "bağış" adı altında aldığı fonları, Dernekler Kanunu Madde 21'e aykırı olarak önceden bildirmeden banka hesaplarına aktardığı veya kayıt dışı (elden) kabul ettiği saptanmıştır.

  • Yaptırım: Bu tür ihlallerde alınan yardımın tamamı kadar idari para cezası ve ilgili yöneticiler hakkında adli soruşturma açılmaktadır.

2. Tüzük Dışı Faaliyet ve Siyasi Müdahale

Derneklerin kuruluş amaçları "kültürel yardımlaşma" ve "eğitim" olarak belirtilmesine rağmen, faaliyetlerinin siyasi bir nitelik kazanması denetimlerde "ağır kusur" olarak kaydedilmiştir.

  • Bulgu: Bazı dernek başkanlarının, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir siyasi parti liderine karşı suç duyurusunda bulunurken veya basın açıklaması yaparken dernek tüzel kişiliğini kullanması, "amaca aykırı faaliyet" olarak raporlanmıştır.

  • İhlal Detayı: Derneklerin Türkiye'nin dış politikasına (özellikle Türkiye-Çin ilişkilerine) yönelik doğrudan müdahale niteliği taşıyan eylemler organize etmesi, "kamu düzenini bozma riski" olarak not edilmiştir.

3. Kayıt ve Defter Tutma Usulsüzlükleri

  • Bulgu: Denetimlerde, özellikle "yardım poşetleri" ile sosyal medyada paylaşılan yardımların makbuzlarının eksik olduğu, bağış yapan kişilerin kimlik bilgilerinin düzgün tutulmadığı görülmüştür.

  • Ajanlık Şüphesi: Yardım yapılan kişilerin listelerinin (Uygur mültecilerin isim ve adresleri) dernek arşivleri dışında, yetkisiz üçüncü taraflarla (yabancı kurumlar veya şahıslar) paylaşıldığına dair iddialar, "verilerin korunması ihlali" ve "istihbari zafiyet" olarak inceleme konusu yapılmıştır.

4. İzinsiz Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri (2911 İhlalleri)

Son 5 yılda İstanbul (özellikle Çağlayan Adliyesi önü ve Sarıyer) ile Ankara'da düzenlenen birçok eylemin "izinsiz" veya "bildirimsiz" olduğu raporlanmıştır.

  • Rapor Notu: Bu eylemlerde emniyet güçlerine karşı direnme, kamu alanını işgal ve trafik akışını bozma gibi fiillerin, dernek yöneticileri tarafından organize edildiği belirtilmiştir. Bu durum, dernek yöneticilerinin "kamu güvenliğini tehdit eden kişiler" listesine girmesine neden olmuştur.


Özel Dosya: Seyit Tümtürk ve Bağlantılı Yapıların Durumu

İddiaların merkezindeki isimler için yapılan özel incelemelerde şu spesifik bulgular öne çıkmaktadır:

  1. Hukuki Meşruiyet Sorunu: Fransa'da kurulan "Milli Meclis" yapısının Türkiye'de bir "Yabancı STK Temsilciliği" izni olmadığı, buna rağmen "başkan" sıfatıyla kurumsal açıklamalar yapıldığı tespit edilmiştir. Bu, Türk hukukuna göre "yetkisiz ünvan kullanımı" ve "izinsiz faaliyet" kapsamındadır.

  2. Yabancı Devlet Adamlarıyla İlişki Sınırı: Bir dernek yöneticisinin, Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden ülkelerin veya yapıların (Fransa'nın Doğu Akdeniz politikası gibi) aleyhine tek bir eleştiri getirmemesi, denetimlerde "tarafsızlık ve milli çıkarlara bağlılık" açısından not edilmiştir.

  3. Adli Sicil ve İkamet İncelemesi: Bu tür faaliyetleri yürütenlerin bir kısmının ikamet izinlerinin "Genel Güvenlik" (G-87) gerekçesiyle riskli kategoriye alınabileceği, adli makamların "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla dosyaları bulunduğu bilinmektedir.


Sonuç ve Değerlendirme

Resmi raporlar göstermektedir ki; Türkiye Cumhuriyeti, insani yardımlara izin verirken, bu yardımların arkasına gizlenen "etki ajanlığı" ve "izinsiz siyasi yapılanma" faaliyetlerine karşı son 5 yılda denetimlerini %300 oranında artırmıştır. Özellikle MASAK üzerinden yürütülen para trafiği takibi, bu yapıların en zayıf noktasını oluşturmaktadır.

YORUM YAZ

* Maksimum 500 karakter. Lütfen kısa ve öz yorum yapınız.